Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2010/2676 E. 2010/4972 K. 04.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2676
KARAR NO : 2010/4972
KARAR TARİHİ : 04.10.2010

Mahkemesi :Sulh Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, İİK’nın 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup; icra takibine takip borçlusu davalının vâki itirazının iptâli istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ve verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Yanlar arasında adî yazılı şekilde ve 14.03.2008 tarihli sözleşme yapılmıştır. Davacı alt yüklenici; davalı ise, yüklenicidir. Davacı, yanlar arasındaki sözleşmede öngörülen koşullarla ve kararlaştırılan birim fiyatla, davalı tarafından kabası yapılan betonarme binanın çimento bazlı makineli sıva ile dış sıvalarını yapmayı yüklenmiştir.
Davacı, yaptığı işi yasa ve sözleşme koşullarına; fen ve sanat kurallarına uygun olarak yaptığını ve davalıya teslim ettiğini ve hakettiği iş bedelinin istenebilir olduğunu; davalı taraf ise, iş bedelini tamamen ya da kısmen ödediğini veya iş bedelinin istenebilir olmadığını yasal delillerle kanıtlamakla ödevlidirler. Davacı, işi yaparak teslim ettiğini, takip ve dava konusu alacağının istenebilir olduğunu iddia etmiş; davalı taraf ise, davacıya fazla ödeme yapıldığını, 09.06.2008 tarihli iade faturası ile davacı tarafından gönderilen faturaya itirazda bulunduğunu savunmuş; mahkemece, iade faturasını davacının süresinde ibraz etmediği ve dolayısıyla kapsamının kesinleştiği gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Oysa, 213 sayılı VUK’nun 229. maddesi hükmünde tanımlandığı üzere; fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı gösterdiği üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır. Fatura kullanma mecburiyeti ise, aynı Yasa’nın 232. maddesinde düzenlenmiştir. İade faturası olarak düzenlenen belge, VUK’a uygun olarak düzenlenmesi gereken “fatura niteliğinde” değildir. İade faturası ticari uygulamadan kaynaklanan ve kendisine tebliğ olunan fatura kapsamına karşı muhatap tarafından yapılan itiraza ya da ayıp ihbarına yönelik olarak düzenlenen belge niteliğindedir. Bu sebeple, Türk Ticaret Kanunu’nun 23. maddesi gereğince, itiraz olunmaması halinde kapsamının kesinleşmesi sözkonusu olamaz.
Tüm bu sebeplerle mahkemece yapılacak iş; tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin yasal delilleri sorulup tespitiyle ve yerinde uzman bilirkişi aracılığıyla keşif ve inceleme yapılarak, tüm delillerin değerlendirilmesi sonucu, davacının hakettiği istenebilir iş bedelinden kaynaklanan alacağının miktarının belirlenmesi ve davalının davacı tarafından temerrüde düşürüldüğü tarihin saptanması ve ona göre işlemiş temerrüt faizi gerçekleşmiş ise asıl alacak ve temerrüt faizi miktarı üzerinden davalının takibe itirazının iptâline karar vermekten ibaret olmalıdır.
Açıklanan sebeplerle karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 04.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.