YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7362
KARAR NO : 2010/13412
KARAR TARİHİ : 19.10.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, dava dışı … ile birlikte, tarla vasfındaki 334 no’lu parselin davalıya ait hissesini, 2000 yılında davalıdan satın aldıklarını, bu hissenin 1/2 payı için 2000 yılında davalıya 2.500,00 TL ödediğini, dava dışı …’in de aynı miktar bedeli ödediğini, davalının daha sonra hissesinin tamamını tapuda … adına devrettiğini, bu durumda harici sözleşme nedeniyle … olduğu 2.500,00 TL’nin, dava tarihindeki alım gücü karşılığının iade edilmesi gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 7.500,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, dava dışı … ve davacının, taşınmazdaki hissesini haricen satın alıp, her birinin kendi hissesine düşen kısmı kullandıklarını, davacının da kabulü ile hissesinin tapusunu dava dışı … adına devrettiğini, daha sonra davacı ile dava dışı … arasında uyuşmazlık çıktığını, kendisine karşı dava açılamayacağını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalının, davacının isteği üzerine 22.08.2006 tarihinde hissesini dava dışı …’e devrettiği, davacının bilgisi ve rızası hilafına devir işleminin yapıldığının ispat edilemediği, davalıya karşı dava açılmasının, Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde yer alan iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığı, davacının zararını dava dışı …’den talep etmesi gerektiği belirtilerek,
Davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, harici taşınmaz satış sözleşmesi nedeniyle ödenen bedelin iadesi istemine ilişkin olup, davalıya ait taşınmaz hissesinin, davalı tarafından haricen davacı ve dava dışı …’e 1/2 oranda satıldığı, davacı ve diğer alıcının ayrı ayrı davalıya satış bedeli ödedikleri, buna karşılık taşınmaz hissesinin 22.08.2006 tarihinde dava dışı …’e tapuda devredildiği anlaşılmakta olup, davacı kendisi adına tapuda devir işleminin gerçekleşmemesi nedeniyle ödediği bedelin dava tarihindeki alım gücü karşılığının iadesi istemiyle eldeki davayı açmıştır. Her ne kadar mahkemece, aksi ispat edilemediğinden, tapuda devir işleminin, davacının bilgisi ve rızası ile yapıldığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmişse de, davacı, baştan beri davalıya ait taşınmazı, dava dışı … ile birlikte 1/2 hisse ile satın alıklarını, her birinin satış bedelini ayrı ayrı ödediklerini, ancak tapuda bu şekilde devir yapılamadığını, davalının ise sattığı ve bedelini aldığı tarlayı elinde tutmak istememesi nedeniyle, kendisinin bilgisi dışında taşınmazın tamamını dava dışı …’a devrettiğini ileri sürmüş olup, davacının iddiasının aksi davalı tarafından ispat edilememiştir. Başka bir ifade ile, davacı tarafından satın alınan taşınmazın tapu kaydının, davacının talimatı ile dava dışı …’e devredildiği, davalı tarafından yasal delillerle ispat edilememiştir. Bu konudaki ispat yükü, mahkemenin kabulünün aksine satıcı olan davalıdadır. O halde davacı harici sözleşme nedeniyle davalıya … olduğu satış bedelinin, denkleştirici adalet ilkesi gereğince dava tarihinde ulaştığı alım gücü karşılığının ödetilmesi için davalıya başvurma hakkına sahip olup, mahkemece işin esası incelenerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davalıya husumet yöneltilemeyeceğinin kabulü ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarda Açıklanan nedenlerle, temyiz edilen hükmün, temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 19.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.