YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6079
KARAR NO : 2010/1726
KARAR TARİHİ : 16.02.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıların vekili olarak dava ve icra takipleri başlatıp takip ettiğini, ancak 27.3.2002 tarihinde haksız olarak azledildiğini, vekalet ücretinin de ödenmediğini ileri sürerek, 5.560 YTL vekalet ücretinin azil tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının haklı olarak azledildiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 5.560 YTL vekalet ücretinin azlin tebliğ edildiği tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Borçlar Kanununun 101/1. maddesi gereğince muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Davacı, alacağının tahsili için davadan önce ihtar göndererek davalıyı temerrüde düşürmemiştir.
Dava, haksız azil nedeniyle vekalet ücreti alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece azlin haksız olduğu kabul edilerek, davacının ücret alacağına azlin tebliğ edildiği tarihten itibaren faiz yürütülmesine karar verilmiştir. Oysa ki haksız azil durumunda, avukat işi takip edip sonuçlandırma olanağını kaybettiğinden, vekalet ücreti alacağı, … henüz sonuçlanmamış olsa dahi, haksız azil beyanının avukata ulaşması ile muaccel hale gelirse de, alacağın muaccel hale gelmesi borçluyu temerrüde düşürmeye yeterli değildir. BK 101/1 maddesi gereğince muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla mütemerrit olur. Davacı, alacağının tahsili için davadan önce ihtar göndererek davalıyı temerrüde düşürmediğinden, hükmedilen alacağa dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, azlin tebliğ edildiği tarihten itibaren faize hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK.nun 438/7 maddesi gereğidir.
SONUÇ: Birinci bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın ‘Sonuç’ başlıklı bölümünün 1. pragrafının 1. satırında bulunan (…azlin tebliğ tarihinden itibaren yasal faizi ile) sözlerinin karardan çıkartılarak yerine ( …dava tarihinden itibaren yasal faizi ile ) sözlerinin yazılmasına, kararın düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 16.2.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.