Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/6976 E. 2010/9268 K. 24.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6976
KARAR NO : 2010/9268
KARAR TARİHİ : 24.06.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı davalı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat Tolga Gancar ile davalı vekili avukat …’in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 425 ve 429 parsel numaralı taşınmazlarda davalı ile Ekim 2004 başlarında meyve fidancılığı ve süs bitkileri üretimi, satılması konularında adi ortaklık kurduklarını, ekim-dikim yaptıklarını, edimlerini yerine getirdiğini, davalının ise edimlerini büyük ölçüde yerine getirmediğini, bu kapsamda davalının yapması gereken işçiliği kendisinin yaptığını, davalıya muhtelif zaman ve miktarda elden ödünç para verdiğini ileri sürerek,ortaklık konusu bitkilerin cins ve sayılarının tespiti, ne gibi bakım işlemlerinin yapılması gerektiği,en geç ne zaman satılması gerektiği hususlarının tespiti, adi ortaklığın tasfiyesi,ortaklık konusu bitkilerin veya satış bedellerinin taraflar arasında yarı yarıya paylaştırılması, ortaklık sebebiyle ve ayrıca ödünç verilen paralar nedeniyle 22.000YTL alacağın davalının payından alınmak suretiyle tahsilini istemiştir.
Davalı, ortaklığın aynen taksim suretiyle tasfiyesini, tazminat yönünden davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabul Kısmen reddi ile,dava konusu bitkilerin aynen taksim suretiyle yarı yarıya tasfiyesine, tasfiye memuru atanmasına, 11.100YTL alacağın davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
2010/6976-9268
1-Davacı,meyve fidancılığı,süs bitkileri üretimi üretimi ve satılması konularında davalı ile kurdukları adi ortaklığın tasfiyesi istemiyle eldeki davayı açmıştır.Davalı da aşamalardaki savunmalarında ortaklığın aynen taksim suretiyle tasfiyesini istemiştir.
HUMK.nun 76. maddesi uyarınca Davada maddi olguların açıklanması taraflara, ileri sürülen maddi olguların hukuki nitelendirilmesi ve uygulanacak yasa maddelerinin tespit edilmesi ise hakime ait bir görevdir. Davadaki ileri sürülüşe göre, davacı tarafından varlığı iddia edilen bu sözleşme ise, Borçlar Kanununun 520 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık sözleşmesi olup, uyuşmazlığın da adi ortaklık hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir.
Borçlar Kanununun adi ortaklığa ilişkin 520 ve onu izleyen maddeleri gereğince adi ortaklığın kurulabilmesi için yazılı şekil gerekli olmayıp, adi ortaklık sözleşmesi sözlü olarak da yapılabilir. Davacının iddiası ve davalının açıklamalarına göre,taraflar arasında 2004 yılı Ekim ayında sözlü olarak meyve fidancılığı,süs bitkileri üretimi ve satılması konularında ortaklık kurulmak üzere sözlü anlaşma yapılıp akabinde ortaklığın fiilen son bulduğu uyuşmazlık konusu değildir. Ortaklık son bulduğuna göre tasfiyenin de mahkemece bizzat yaptırılması gerekir. Ortaklığın feshi ile ortaklığın tasfiyesi ayrı ayrı hukuki işlemlerdir. BK.nun 538. maddesinde belirtildiği gibi tasfiye,bütün hesapların görülüp ortaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan dolayı olan ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Ortaklık sözleşmesinde hüküm bulunduğu takdirde tasfiyenin bu sözleşmedeki hükümlere göre yapılması asıldır. Böyle bir hükmün bulunmaması halinde ise tasfiyenin bu defa BK.nun 539. maddesindeki sıra takip edilerek yapılması gerekir. Açıklanan bu hukuki olgular karşısında öncelikle ortaklığın sona erdiği tarih itibariyle aktif ve pasif mal varlığı belirlenmeli, taraflardan ortaklık hesabını gösterir hesap istenilmeli, verilen hesapta uyuşmazlık çıktığı takdirde taraflardan delilleri sorularak toplanmalı, bu şekilde belirlenen varlığın ne şekilde tasfiye edileceği taraflardan sorulmalı, tasfiyede anlaştıkları takdirde ona göre karar verilmelidir. Taraflar tasfiye konusunda anlaşamadıkları takdirde, mahkemenin tayin edeceği tasfiye memuru marifetiyle tespit edilen ortaklık varlığının değerleri bilirkişi marifetiyle belirlenip, elde edilen gelirden veya belirlenen değerlerinden öncelikle ortaklığın borçları ödendikten sonra kalan kısmın taraflar arasında paylaştırılmasına karar verilmelidir. Mahkemece, açıklanan şekilde tarafların iddia ve savunmaları üzerinde durularak
2010/6976-9268
yukarıda açıklanan şekilde fesih ve tasfiyenin mahkemece yapılması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bozulması gerekir.
2-Bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün taraflar yararına BOZULMASINA,ikinci bent gereğince tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 750,00 TL duruşma avukatlık parasının karşılıklı alınarak birbirlerine ödenmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 24.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.