YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3550
KARAR NO : 2010/9290
KARAR TARİHİ : 24.06.2010
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki ayıplı hizmet, tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, “ … “ adıyla bilinen projede yer alan 14. bölge, D 9 blokta bulunan daireyi davalı … adına vekaleten davalı … A.Ş.’den 156.840- TL bedelle 14/12/2005 tarihli “ Taşınmaz Satış Sözleşmesi” ile satın aldığını, davalıların satış sırasında reklamını yaptıkları projede müşterilerine vaat edilen taahhütlerini yerine getirmediğini, eksik ve ayıplı işler bulunduğunu, ağır kusur ve hile ile gizlenen ve taşınmazda değer kaybına sebep olan ayıp ve eksiklikler nedeniyle fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … İnşaat..A.Ş., davalı …’ye vekaleten satış yaptıklarını, hukuken taraf olmadıklarını, davanın husumetten reddi gerektiğini, satılan taşınmazda ayıp bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Davalı …, inşaatın onaylı projeye uygun yapıldığını, tanıtım ve reklam broşürlerine aynen uyulduğunu, süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığını belirterek, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalı …..İnşaat A.Ş. aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle reddine, davalı Başbakanlık … aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile dava konusu konuttaki gizli ayıplar nedeni ile oluşan değer kaybı tutarı olan 9.881,00 TL maddi tazminatın 1.000 TL’sinin dava tarihinden itibaren, 8.881,00 TL ‘sinin davanın ıslah tarihi olan 18.9.2009 tarihinden itibaren Değişken reeskont faiz oranı uygulanmak sureti ile hesaplanacak işlemiş faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine 2009/3550-9290
Davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine, karar verilmiş; hüküm, davalı … İnşaat… A.Ş.ve davalı Başbakanlık Toplu Konut idaresi tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davalı … İnşaat…A.Ş hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davalı … İnşaat…A.Ş aleyhine kurulan bir hüküm bulunmadığından, bu davalının kararı temyiz etmekte hukuki bir yararı bulunmamaktadır.Açıklanan nedenle davalı … İnşaat…A.Ş’nin temyiz dilekçesinin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı Başbakanlık Toplu Konut idaresinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
3-Davacı, dava dilekçesinde, alacağın yasal faizi ile birlikte tahsilini istemiştir. Mahkemece, reeskont faizine hükmedilmiştir. HUMK 74. md. gereğince “Hâkim her iki tarafın iddia ve müdafaalarıyla mukayyet olup ondan fazlasına veya başka bir şeye hüküm veremez”. Bu nedenle, mahkemece talebin aşılması suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … İnşaat…A.Ş’nin temyiz dilekçesinin reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı Başbakanlık Toplu Konut idaresinin sair temyiz itirazlarının reddine, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün 2. fıkrasında yazılı “reeskont” sözünün karardan çıkartılarak, yerine “yasal” sözünün yazılmasına, hükmün değiştirilmiş ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 137,00 ‘şer TL peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalılara (… ve …) iadesine, 24.6.2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Dosya kapsamından davacının dava konusu ettiği ayıp ve eksiklerle ilgili olarak dosyaya ibraz edilen, bilirkişi raporları, projeler, tapu kayıtları ve tüm delillerden; taahüt edilen projenin, takriben 1000 dönümlük arazi üzerinde adalar bazında bir çok siteden oluşan çok büyük bir proje olduğu ve taahhüt edilen hususların projeye uygun gerçekleştirildiği anlaşılmaktıdır.
Dairemizce; aynı proje kapsamında açlan çok sayıdaki davada, bu dava olduğu gibi mevcudiyeti ileri sürülen eksik ve ayıplı işler dolayısıyla dosyaları ibraz edilen deliller ve bilirkişi raporları değerlendirilip, spor kompleksi dışındaki ayıp ve eksiklik idiaları kabul edilmemiş sadece spor kompleksinin mülkiyeti …’ye ait aynı mahaldeki ayrı bir adada yapılmış olması “eksik ifa ” olarak değerlendirilip davalılar … ve … … Tic. AŞ’nin bu eksik ifadan sorumlu olacakları sonucuna varılmıştır.
Biz o dosyalarda da davacının eksik ve ayıplı olduğunu iddia ettiği unsurlardan spor kompleksinin “… Olumpia kent” projesinin vaziyet planında, internet ilanlarında, tanıtım maketlerinde gösterildiği ve projenin reklamının bu şekilde yapıldığı, bu nedenle davacıda bu yerlerin siteye ait olduğu intibanın uyandırıldığı, halbuki; taahüt edilen sporkompleksinin mülkiyeti …’ye ait 518 ada üzerine inşa edildiği ve … tarafından halka açık hale getirildiği, bu durumun ayıplı ifa değil “eksik ifa” mahiyetinde olduğu bu yüzden davacının 10 yıllık zamanaşımı süresinde satıcının sorumluluğuna gidebileceği yolundaki dairemiz çoğunluğunun bozma görüşüne katılmamıştık.
Bu dosyada yukarıda anlatılan ve Dairemiz denetiminden geçen dosyalardan farklı olarak spor kompleksi dışındaki iddia edilen ayıplı ve eksik işlerden dolayıda tazminata hükmedilmiş olup, bu kararın Dairemiz çoğunluğunca yazılı şekilde düzeltilerek onanması Dairemiz kararları arasında çelişki yaratmaktadır.
Yukarıda açıklandığı üzere; taahüt edilen proje birtek ada veya birtek siteden meydana gelmemektedir. Takriben 1000 dönüm (1.000.000 m2) arazi üzerinde bir çok ada ve siteden oluşmaktadır. Her sitenin havuz ve sosyal tesislere sahip olduğu etraflarının duvarla çevrildiği ve gerekli güvenliğin sağlandığı dosyadan açıkça anlaşılmaktadır.
Başlangıçta projeyle ilgili tüm alan …’ye ait olduğu da açıktır. Davacı buradan proje kapsamında bir konut satın almıştır. Proje kapsamında davacının konut satın aldığı ada dışındaki adalara inşa edilen okul, çarşı, spor kompleksi gibi unsurlar ile sitelerin ortak yollarının site sakinlerinin özel mülkiyetine ait olacağına dair davalılarca herhangi bir taahütte bulunulmadığı gibi bu gibi unsarların site
2009/3550-9290
sakinlerinin özel mülkiyetinde olmasının beklenmeside hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu nedenlerle … arazisine inşa edilen spor kompleksininde …’ye ait olması doğaldır.
Davalılar yapılacak spor kompleksinin mülkiyetinin site sakinlerine devredileceği taahüdünde bulunmamış ve spor kompleksini davacının da istifade edebileceği şekilde proje kapsamında gerçekleştirilmiştir. Kaldıki tapu kayıtlarının aleni olması nedeniyle davacı satın aldığı konutun tapusunun neyi kapsadığını bilebilecek durumda olup TMK 1020.maddesi gereğince “kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez” kuralı karşısında, davacının spor kompleksinin site sakinlerine ait olması gerektiği iddiasının da dinlenmesi mümkün değildir. Ortada bu nedenlerle “eksik ifadan” bahsedilemez.
Ayrıca Dairemiz çoğunluğuca Mahkemece … İnş. … AŞ hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş oluduğu, bu yüzden bu davalının kararı temyiz etmekte hukuki bir yararının bulunmadığı gerekçesiyle temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerektiği görüşüne de katılamıyoruz. Zira: davacının davasının haklı bulunması halinde hükmedilecek tazminattan her iki davalı müteselsilen sorumlu olup bu nedenle ödenecek tazminatlar dolayısıyla bu davalının rücu davasının muhatabı olmasıda olasıdır.
Bu nedenlerle; Dairemiz çoğunluğunun onama doğrultusundaki görüşüne katılmamaktayım. Mahkemenin davanın kabulüne dair kararının bozulması gerektiği görüşündeyim.