Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2009/7153 E. 2010/836 K. 16.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7153
KARAR NO : 2010/836
KARAR TARİHİ : 16.02.2010

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, 534 nolu parsel üzerindeki davalı … Dairesine ait 10.04.2006 ve 17.04.2006 tarihli hacizlerin kaldırılması istemiyle 6183 Sayılı Yasa’ya dayanılarak açılan istihkak davası niteliğindedir. Mahkemece davacının temlik hakkına dayanarak açtığı cebri tescil davası sonucunda taşınmazın tapu kaydının iptâli ile davacı adına tapuya tescil edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Vergi borçluları adına kayıtlı iken, 05.04.2006 tarihinde tapu hissedarları ile …, … ve … aralarında satış vaadi sözleşmesi yapılmış, bu husus tapuya şerh edilmiştir. Bu kişilerce aynı taşınmaz hakkındaki satış vaadi sözleşmesindeki haklar 27.04.2006 tarihinde … isimli kişiye temlik olunmuş, … ise ertesi gün yani, 28.04.2006 tarihinde satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan haklarını davacıya temlik etmiştir. İlk satış vaadi sözleşmesinin imzalandığı tarihten önce davalı tarafından borçlu hakkında takip işlemlerine başlandığı anlaşılmaktadır. Nitekim çok kısa bir süre sonra 10.04.2006 ve 17.04.2006 tarihlerinde tapu kayıtları üzerine hacizler uygulanmış olup, gerek …’a temlik edildiği ve gerekse davacı …’e temlikin yapıldığı tarihlerde tapu kaydı üzerine haciz işlemi uygulanmış durumdadır. Bir taşınmazı satın alan ya da satış vaadi sözleşmesindeki hakları temlik alan şahsın, satın aldığı taşınmazın tapu kaydındaki durumunu, haciz bulunup bulunmadığını araştırıp soruşturması, hayatın olağan akışına uygun bir davranış olup, davacının tapudaki haciz kaydını bilmediğini ileri sürmesi, tedbirli bir alıcıdan beklenecek
bir davranış değildir. Gerek temlik işleminin yapıldığı tarihte borçlu hakkında takibe başlanılmış olması ve gerekse temliklerin çok kısa zaman aralığı içinde ard arda gerçekleştirilmesi ve davacının temlik aldığı tarihte tapuda hacizlerin mevcut olması karşısında, işlemin muvazaalı olduğu ve cebri tescil davasının da davalısının kabulüyle sonuçlanmış olması karşısında işlemin davalının vergi alacağından mal kaçırmak amacıyla yapıldığının kabulü gerekir. İstihkak davasının davalısı alacaklı işlemin muvazaalı olduğunu savunma yoluyla dermeyan edebilir. Nitekim davalı … de işlemin muvazaalı olduğunu ileri sürmüş olduğundan, mahkemece tapu iptâl ve tescil kararının, tapuda mevcut haczi olan davalıyı bağlayamayacağı kabul edilerek sabit olmayan davanın reddine karar verilmesi yerine, kabulü doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 16.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.