YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1071
KARAR NO : 2010/2020
KARAR TARİHİ : 08.04.2010
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili Avukat … ile davalı vekili Avukat …. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, tapu iptâli tescil istemiyle açılmış, 03.04.2008 tarihinde yapılan ıslah ile alacak istemine dönüştürülmüş, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı kooperatif tarafından Küçükçekmece Asliye 3. Hukuk Mahkemesi’nin 1996/866 Esas, 2002/1286 Karar sayılı dava dosyasıyla arsa sahipleri ve bu dosyanın davacısı şirkete karşı tapu iptâli tescil davası açılmış, yapılan yargılama sonucunda arsa sahibi … adına kayıtlı 1408/2400 payın 1320/2400 kısmının kooperatif adına tesciline karar verilmiştir. Aynı dosyayla birleştirilmesine karar verilen ve yargılaması birlikte sürdürülen Küçükçekmece Asliye 2. Hukuk Mahkemesi’nin 1998/342 Esas sayılı dosyasıyla davacı şirketin arsa sahibi … aleyhine tapu iptâli tescil davası açtığı, bu davada diğer bağımsız bölümler yanında 7. Bloktaki 1 ila 18 numaralı bağımsız bölümlerin de tapu kaydının iptâli ile adına tescilini istediği, bu davanın redle sonuçlandığı, her iki dosyanın onanarak kararların kesinleştiği belirlenmiştir.
Davacı şirketin taraf olduğu yukarıda numaraları açıklanan ve birleştirilerek görülen davalarda kooperatifin tescil isteminin kabul edildiği, davacı şirketin dava konusu 7. Blok 1 no’lu bağımsız bölümü de içeren tescil isteminin reddedildiği, kararın onanarak 18.11.2003 tarihinde kesinleştiği, bu şekilde davaya konu teşkil eden bağımsız bölüm yönünden kesin hüküm oluştuğu belirlenmiştir. Kesin hüküm dava şartı olduğundan, resen dikkate alınması gerektiği gibi davalı kooperatif vekili de davanın kesin hüküm nedeniyle reddini savunduğuna göre, davacının davasının kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle reddedilmesi, doğru olmamıştır. Ancak mahkeme kararı sonucu itibariyle doğru olduğundan ve gerekçenin değiştirilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK’nın 438/son maddesi uyarınca kararın gerekçesi değiştirilerek ve düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkeme kararındaki gerekçe çıkarılarak, yerine kesin hüküm nedeniyle red gerekçesi yazılmak suretiyle kararın HUMK’nın 438/son maddesi uyarınca DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 750,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalı kooperatiften alınarak, Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davacı şirkete verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 13,90 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 08.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.