Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2010/1859 E. 2010/4261 K. 22.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1859
KARAR NO : 2010/4261
KARAR TARİHİ : 22.07.2010

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve sayılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı-birleşen dosya davacıları vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı-k.davalı vekili gelmedi. Davalı-k.davacılar vekili Avukat …. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalı-k.davacılar avukatı dinlendikten sonra eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmal edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –
Dava, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanmış olup, yüklenici kooperatif tarafından arsa sahipleri aleyhine açılan asıl davada; müdahalenin önlenmesi ve ecrimisil ödetilmesi, arsa sahipleri tarafından yüklenici kooperatif aleyhine açılan birleşen davada ise; fesih, tapu iptâli ve tescil ile tazminat ödetilmesi istemlerinde bulunulmuş, mahkemece asıl davanın kabulüne, birleşen davanın zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle reddine dair verilen karar, asıl davada davalı, birleşen davada davacı olan arsa sahipleri vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı-birleşen davada davacılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Taraflar arasında düzenlenen “Satış Senedi ve Makbuz” başlıklı, 25.06.1986 tarihli adi yazılı sözleşme ile özetle; arsa sahipleri İbrahim ve …’e ait Kartal, Tuzla, Kafkala mevkiinde bulunan … pafta … parselin üzerine yapılacak inşaattan altı adet daire ve ayrıca 50,00 TL verilmesi karşılığında yüklenici kooperatife devredilmesi, altı adet daire tapusunun inşaatın bitiminde arsa sahipleri adına ferağı, keza arsa sahiplerinin halen taşınmaz üzerinde bulunan yerlerinin de inşaat nedeniyle yıkılması gerektiği takdirde inşaatın bitimine kadar kendilerine bir daire kiralanarak kira bedelinin yüklenici kooperatif tarafından ödenmesi kararlaştırılmıştır.
15.H.D.
2010/1859
2010/4261
Her ne kadar sözleşmede üzerine inşaat yapılacak taşınmaz aynen “33 pafta 2079 adadaki 10.0404 m2’lik gayrimenkul” şeklinde tanımlanmış ve dava sırasında arsa sahipleri 2079 parsel alanının esasen 11.040 m2 olup bu miktarın 1000 m2’sinin yüklenici kooperatife devrini amaçlamadıklarını ileri sürmüşlerse de, dosya kapsamında mevcut bulunan 29.07.1986 tarihli akit tablosundan arsa sahiplerinin tapuda “bizzat” 11.040 m2 miktarlı … parseli kooperatife devretmeleri, yine sözleşmede taşınmazın kısmen devrinin kararlaştırıldığına ilişkin herhangi bir ifadeye yer verilmemiş olması, hatta taşınmaz üzerinde bulunan arsa sahiplerine ait müştemilatın gerektiğinde yıkılarak kendilerine inşaatın bitimine kadar bir dairenin kiralanacağının belirtilmesi karşısında anılan savunmanın yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Yanlar arasında düzenlenen ve uyuşmazlığın kaynağını oluşturan 25.06.1986 tarihli sözleşmede arsa devri karşılığında bağımsız bölüm teslimi taahhüt edilmiş olmakla hukuki niteliğince BK’nın 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmelerinin kendine özgü bir türü olan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesidir. Bahsi geçen sözleşmelerin tapu devri taahhüdü içermeleri nedeniyle BK’nın 213, MK’nın 706, Tapu Kanunu’nun 26 ve Noterlik Kanunu’nun 60. madde hükümleri gereğince bizzat tapu memuru huzurunda veya noter aracılığı ile düzenleme şeklinde yapılmaları geçerlik koşuludur. 25.06.1986 günlü sözleşme bu geçerlik koşuluna uygun olmayıp adi yazılı şekilde düzenlendiği için ilke olarak geçersiz ise de arsa sahiplerince devri taahhüt edilen taşınmaz 29.07.1986 tarihinde kooperatif adına tescil edilmiş olduğundan artık şekil eksikliğinin ileri sürülmesi hakkın kötüye kullanılmasını teşkil edeceği için (MK.2.m.) Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 30.09.1988 T., 1987/2 E., 1988/2 K. sayılı içtihadı birleştirme kararı gereği anılan sözleşmenin geçerli hale geldiğinin kabulü zorunludur.
Dosya kapsamındaki kanıtlara göre, arsa sahiplerine ait ve diğer tüm inşaatın durumu incelenmemiş olmakla beraber tapuları henüz arsa sahiplerine teslim edilmediğinden geçerliliği yukarıda saptanan sözleşmenin henüz ifa ile sonuçlanmadığı ve halen ayakta olduğu açıktır. Bu durumda gerek asıl, gerekse de birleşen davanın sözleşme hükümlerine göre değerlendirilip bir çözüme kavuşturulması gerekmektedir.
Uyuşmazlığa sözleşme kapsamında ve öncelikle asıl dava konusu men’i müdahale ve ecrimisil istekleri yönünden bakıldığında; gerçekten de taraflar arasındaki akdi ilişki ifa ile sonuçlanmamış, altı adet dairenin tapuları arsa sahiplerine verilmemiştir. Arsa sahiplerinin sözleşme öncesinden beri … parsel üzerinde bulunup daha sonra bu parselin ifrazı sonucu … parsel üzerinde kalan yerleri için sözleşmede özel bir düzenleme öngörülmüş ve üçüncü paragrafta bu yerin inşaat nedeniyle yıkılması gerekirse inşaatın bitimine kadar mal sahiplerine yüklenici kooperatif tarafından bir daire kiralanacağı ifade olunmuştur. Belirtilen paragrafın yazılışından anlaşılacağı üzere bu yer, inşaat nedeniyle yıkılırsa arsa sahiplerine kiralık bir daire tahsis edilecek, yıkılması gerekmezse inşaatın bitimine kadar oturmaya devam edeceklerdir. Oysa somut olayda inşaatın bitirilmesi ve tapularının arsa sahiplerine verilmesi koşulları henüz yerine getirilmiş değildir. Bu durumda mahkemece, asıl davanın
15.H.D.
2010/1859
2010/4261
reddi yerine, davalı konumunda bulunan arsa sahiplerinin … parselde kalan yerleri açısından 25.06.1986 günlü sözleşmenin satış sözleşmesi olarak nitelendirilip, satışın gerçekleştiği ve inşaatın bitimine kadar kendilerine geçici oturma izni verildiği, inşaatların da bitmesi nedeniyle artık bu yerden çıkmamalarının haksız olduğunun kabulü ile men’i müdahale ve ecrimisil istemlerinin kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
3-Birleştirilen davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece tapuda taşınmazın devir tarihi olan 29.07.1986 itibariyle 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yukarıdaki bentte değinildiği gibi taraflar arasında bir taşınmaz satım sözleşmesi değil arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi akdedilmiştir. Nevar ki yüklenici kooperatif sözleşme ile yüklendiği edimlerini henüz yerine getirmiş değildir. Sözleşme ayakta olup yürürlüğü hala devam etmektedir. Bu itibarla zamanaşımının başlangıcını düzenleyen BK’nın 128. maddesinde öngörüldüğü şekilde muacceliyet olgusu henüz gerçekleşmemiştir. O halde yüklenici kooperatif vekilinin zamanaşımı def’inin reddi ile işin esasına girilerek tarafların iddia ve savunmaları ile ileri sürecekleri kanıtlar toplanarak bir hükme varılması yerine yazılı şekilde karar verilmesi de yerinde görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalı-birleşen dava davacıları arsa sahiplerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. ve 3. bentler uyarınca hükmün davalı-birleşen dava davacıları arsa sahipleri yararına BOZULMASINA, 625,00 TL duruşma vekillik ücretinin davacı ve birleşen davanın davalısı yüklenici kooperatiften alınarak Yargıtay duruşmasında kendilerini vekille temsil ettiren davacı ve birleşen dava davacıları arsa sahiplerine verilmesine, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalı-k.davacılara geri verilmesine, 22.07.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.