Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/11176 E. 2013/14368 K. 13.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11176
KARAR NO : 2013/14368
KARAR TARİHİ : 13.06.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, fesih tarihine kadar davalı işverenlikte çalıştığını, 4857 sayılı kanun uyarınca geçerli bir sebep olmadan iş sözleşmesinin feshedildiğini, belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışırken emekliliğe zorlandığını ve 02.07.2010 tarihli ibra sözleşmesi ile zorla emekli edildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili; davacının İstanbul İhracatçı Birlikleri Genel Sekreteri olduğunu ve İhracat Genel Müdürlüğü bünyesinde geçici olarak görevlendirildiğini, davanın husumet yönünden reddi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacı ile davalının anlaşarak iş sözleşmesinin sonlandırıldığının ileri sürüldüğünü, ancak bu konuda, ikale sözleşmesinin koşullarının bulunmadığı, Sosyal Güvenlik Hukukunda da bir kişinin zorla emekliye sevk edilmesi durumu olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İş sözleşmesinin ikale ile sona erip ermediği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunun 18 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan iş güvencesi hükümleri işçiyi işverenin feshine karşı koruma amacını taşımaktadır. Sözleşmenin işverenin feshi dışındaki bir sebeple sona ermesi halinde iş güvencesi hükümleri uygulanamaz. Bu bağlamda sözleşme ikale (bozma sözleşmesi) ile sona ermişse işçi iş güvencesi hükümlerine dayanarak feshin geçersizliğine karar verilmesini talep edemeyecektir.
İkale, sözleşmenin tarafların ortak iradeleriyle sona erdirilmesidir. Niteliği itibariyle bir sözleşme olması nedeniyle ikale tarafların serbest iradelerine dayanmalıdır. Ayrıca ikale icabı işverenden gelmişse yasal tazminatlarına ilaveten işçiye ek bir menfaatın sağlanması (makul yarar) gerekir. Aksi halde iş sözleşmesinin ikale ile sona erdirildiğinden söz edilemez.Dosya içeriğine göre, 02.07.2010 tarihli Sulh sözleşmesi ve ibraname başlıklı belgede tarafların karşılıklı anlaşma ile iş sözleşmesini sonlandırdıkları ve davacının alacağı bulunmadığı belirtilmiş, davacı işçiye kıdem ve ihbar tazminatına ilaveten altı aylık ücreti tutarında yasal haklarına ilave ücret ödemesi kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı taraf iradeyi fesada uğratan halleri yargılama sırasında ispat edebilmiş değildir. İşçinin ek menfaat aldığı, karşılıklı anlaşma ile iş sözleşmesinin sona erdirildiği açıktır.
Bu durumda iş sözleşmesinin taraflar arasında yapılan bozma sözleşmesiyle sona erdirildiğinden davanın reddi gerekirken kabulü hatalıdır.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 55,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.320,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 13.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.