Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2010/526 E. 2010/2162 K. 13.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/526
KARAR NO : 2010/2162
KARAR TARİHİ : 13.04.2010

Mahkemesi :Sulh Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklandığı ileri sürülen alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vâki itirazın iptâli, takibin devamı ve %40 icra inkâr tazminatının tahsili istemine ilişkin olup mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı, elektronik ortamda varılan anlaşma uyarınca elemanları vasıtasıyla davalıya seslendirme hizmeti verildiğini, ancak yapılan işin bedelinin ödenmediğini iddia ederek icra takibine girişmiş, takibine dayanak olarak ise 13.11.2009 tarih, 870750 sıra numaralı ve 1.770,00 TL bedelli dublaj ve ajans servis bedeli hizmetlerini içeren faturayı göstermiştir. Davalı ise, akdî ilişkiyi inkâr etmiş, seslendirme hizmeti konusunda sözleşme yapılması hususunda davacı ile görüşmeler yapılmış ise de bu konuda anlaşmaya varılamadığını, işi başka bir firmaya yaptırdığını bildirmiştir.
Mahkemece; takibe dayanak yapılan faturanın davalıya tebliğ edilmesine rağmen TTK’nın 23. maddesinde öngörülen yasal süre içinde herhangi bir itirazda bulunulmadığı, bu suretle fatura içeriği ve bedelinin kesinleştiğinden bahisle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Oysa fatura akdin ifa safhasıyla ilgili bir belge olup akdî ilişkinin inkârı halinde kurulan veya kurulduğu iddia olunan hukuki ilişkiyi ispata yeterli görülemez. Bu nedenle davacının öncelikle davalının inkâr ettiği akdî ilişkinin kurulduğunu, davada talep edilen miktar da gözetilerek HUMK’nın 288 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispat etmesi gerekir. Nevar ki davacı yanca dosyaya ibraz edilen belgeler akdî ilişkinin ispatını sağlamaya elverişli değildir.
Şu halde HUMK’nın 288 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle kanıtlanamamış olduğundan, gerek dava dilekçesinde, gerekse de daha sonra dosyaya sunulan davacı yana ait delil listesinde “her türlü delil” denmek suretiyle yemin deliline de başvurulmuş sayılacağından, akdî ilişkinin kanıtlanması amacıyla davacıya, davalı yana yemin teklif etmeye hakkı olduğu hatırlatılmalı ve gerçekleşecek usuli işlemlerin sonucuna göre bir hükme varılması gerekirken, fatura tebliği ve buna itiraz edilmemesinin akdî ilişkinin kurulduğuna yeterli kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Açıklanan sebeplerle karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 13.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.