Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2009/1306 E. 2010/838 K. 16.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1306
KARAR NO : 2010/838
KARAR TARİHİ : 16.02.2010

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, adi yazılı şekilde yapılmış olmasına rağmen tapuda pay devri suretiyle geçerli hale gelen kat karşılığı inşaat yapım sözleşmesi uyarınca gecikmeden kaynaklanan tazminat alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine dair verilen karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı yüklenici ile davacı arsa sahibi ve dava dışı diğer arsa sahipleri arasında imzalanan 09 Nisan 1997 tarihli “protokol” başlıklı arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesinde davacı arsa sahibi …’e 3 daire verilmesi kabul edilmiş, protokolün C bendinde inşaatın bitim süresi; “yaklaşık 5 ilâ 6 yıl içinde bitirilme planlanmıştır.” şeklinde belirlenmiştir. Sözleşmenin bu maddesinde sürenin başlangıç tarihi belli olmadığı gibi, bitim süresi de gün veya başlangıç tarihi belirtilerek bu tarihten itibaren belli bir sürenin sonu olarak yazılmadığından kesin vade niteliğinde değildir. Borçlar Kanunu’nun 106/I. maddesinde, “karşılıklı taahhütleri havi olan bir akitte iki taraftan biri mütemerrid olduğu takdirde diğerinin borcun ifa edilmesi için münasip bir mehil tayin veya münasip bir mehlin tayinini hakimden isteyebileceği” hükmü getirilmiş olup aynı maddenin II. fıkrasında; bu mehil zarfında borcun ifa edilmemesi halinde alacaklının, akdin ifasını talep ile gecikme sebebiyle zarar ve ziyan davası açma hakkına haiz olduğu kabul edilmiştir.
Protokolün C bendindeki süre kesin bir vade niteliğinde bulunmamakla birlikte, sözleşme tarihinden davacının keşide ettiği 12.05.2008 ihtarname tarihine kadar 10 yıldan fazla bir süre geçmiş olduğundan bu ihtarnamede verilen 15 günlük sürenin inşaatın bitirilip teslim edilmesi için makul ve yükleniciyi temerrüde düşürücü nitelikte olduğu kabul edilmelidir. Bu durumda az yukarıda sözü edilen ihtarnamenin 14.05.2008 tebliğ tarihine tanınan 15 günlük süre eklendiğinde davalı 30.05.2008 tarihi itibariyle temerrüde düşürülmüştür.
Hal böyle olunca yüklenicinin temerrüdünün gerçekleştiği 30.05.2008 tarihinden 15.07.2008 dava tarihine kadar davacıya bırakılan daireler için isteyebileceği gecikme tazminatının (kira alacağının) bilirkişiden alınacak ek raporla hesaplattırılıp hüküm altına alınması gerekirken yanlış değerlendirme sonucu davanın tümden reddi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı lehine BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 16.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.