Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/23919 E. 2013/17352 K. 12.07.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/23919
KARAR NO : 2013/17352
KARAR TARİHİ : 12.07.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, fazla çalışma mesai ücreti, yıllık izin ve genel tatil ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili; davacının 13.07.2005-23.07.2010 tarihleri arasında davalı şirkete ait işyerlerinde bekçi, aşçı, mutfak ve kiler sorumlusu olarak 900,00 TL ücretle çalıştığını,iş akdinin işverence haksız olarak feshedildiğini, fazla çalışma yaptığını, ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştığını, yıllık izinlerini kullanmadığını, tazminat ve alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan faizleriyle birlikte tahsilini istemiş, taleplerini bilirkişi raporu doğrultusunda artırarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili; davacının 27.07.2005-29.07.2010 tarihleri arasında aşçı, mutfak ve kiler sorumlusu olarak 815,00 TL ücretle çalıştığını, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, hafta sonu ve bayramlarda izinlerini kullandığını, fazla mesai yapmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının, davalı işverene ait işyerlerinde 27.07.2005-29.07.2010 tarihleri arasında beş yıl iki gün çalıştığı, ücretinin 935,50 TL olduğu, iş sözleşmesinin haklı nedenlerle fesh edildiğinin işverence ıspat edilemediği, davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, yıllık izin ücreti alacağı olduğu, fazla çalışma yaptığı, ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştığı, ücretlerininde ödenmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı kanuni süresi içinde davalı temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-İş sözleşmesinin, işçinin doğruluk ve bağlılığa aykırı söz veya davranışları sebebiyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinin II. bendinde, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığında işverenin haklı fesih imkanının olduğu açıklanmıştır. Yine aynı maddenin II. bendinin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkanı
verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkanı tanımaktadır.
Somut olayda, davacının, çocuğunun dişlerindeki problemlerden dolayı Ankara Hacettepe Hastanesi Diş Hekimliği Fakültesinde tedavi olduğunu, tedavinin tamamlanabilmesi için çağrıldığı zaman ortalama ayda 2 defa Ankara’ya gitmesi gerektiğini, davalı şirket yetkililerinin sürekli problem çıkarttığını, çocuğunun tedavisi için yine Ankara’ya gitmek istemesi üzerine davalı şirket yöneticilerinin gitmemesini, aksi halde bir daha işe gelmemesini söylediklerini, yine de tedavi için Ankara’ya gittiğini, geri döndüğünde davalı şirketce işe alınmadığını ileri sürdüğü, davalının, davacının işyerinde çalışmakta iken sorumlusu olduğu bölümden izinsiz olarak bir takım yiyecek ve temizlik malzemelerini evine götürürken diğer işçiler tarafından yakalandığını, bu hususta tutanak tutulduğunu, işyerinden hırsızlık yapmaya çalışırken yakalanması üzerine iş sözleşmesinin haklı olarak fesh edildiğini iddia ettiği anlaşılmıştır. Mahkemece, iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğinin işverence ıspatlanamadığı gerekçesiyle kıdem tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiş ise de, 29.07.2010 tarihli … tarafından tutulan tutanakta, kendisinin bulaşık yıkadığını, davacının patates çuvalına malzeme koymuş olduğunu, kendisine bunları al arabaya veya koğuşa koy dediğini, çuvalı alıp koğuşa doğru giderken Hasan’ın geldiğini, o ney dediğini, sonra davacının geldiğini, çuvalı kendisine ne amaçla verdiğini demediğini, malzemelerin yerine konulduğunu beyan ettiği, yine 29.07.2010 tarihli … tarafından tutulan tutanakta, 20.07.2010 tarihinde bir parça ekmek almak için yemekhaneye gittiğini, bulaşıkçı İlhan’ın elinde patates çuvalı gördüğünü, bu ne dediğini, İlhan’ın, davacının işe yaramaz erzak dediğini, çuvalın ağzını açtırdığını, paketleri açılmamış deterjan, makarnalar, sabunlar, pirinç, bir paket şeker gördüğünü, davacının geldiğini, malzemeleri İlhan fakir olduğu için ona verdiğini söylediğini, kendisininde kimin malını kime veriyorsun malzemeleri yerine koyun dediğini, erzakların yerine konulduğunu, olayı üstlerine bildirdiğini beyan ettiği, tutanak mümzilerin tanık olarak dinlendikleri, davacı vekilinin duruşmadaki beyanında, davacının işyerinde yüz kızartıcı suç işlediği ileri sürülmüş ise de, kesinlikle işyerinden hırsızlık yapmadığını, bir kaç kez tarihi geçmiş olan makarna ve yağları orda çalışan işçilere verdiğini beyan ettiği anlaşılmış olup, davacının sorumluluğu altında bulunan işverene ait bir kısım gıda malzemelerini işverenin haberi olmaksızın diğer işçilere verdiği, bu durumun iki adet tutanak, tutanak mümzilerin beyanları ve davacı vekilinin duruşmadaki zımni kabul beyanı ile (bir kaç kez tarihi geçmiş olan makarna ve yağları orda çalışan işçilere verdiği şeklindeki beyanı) ile sabit olduğu, davacının bu davranışının, doğruluk ve bağlılıkla bağdaşmayan hareket niteliğinde olduğu, haklı nedenle fesih şartlarını oluşturduğu, 4857 sayılı Kanun’un 26. maddesince, 6 günlük süre, işyeri yetkililerinin olayı öğrendiği tarihten itibaren başlayacağından geçmediği ortadadır. Hal böyle olunca, kıdem tazminatının reddi yerine hatalı yorum ile kabulüne dair yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Öte yandan, davacının çocuğunun rahatsızlığı nedeniyle her ay bir iki kez 4-5 gün süreyle Ankaraya gittiği, fazla çalışma ücreti hesabında bu sürelerin dışlanmadığı anlaşılmıştır. Davacının Ankaraya gittiği süreler belirlenerek, fazla çalışma hesabında bu süreler dışlanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeple BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12.07.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.