YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/438
KARAR NO : 2010/824
KARAR TARİHİ : 15.02.2010
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, İİK’nın 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, icra takibine takip borçlusu davalının vaki itirazının iptâli istemine ilişkindir.
Mahkemece, dava dilekçesinin görev yönünden reddine; uyuşmazlığın çözümünde Kütahya İş Mahkemesi’nin görevli olduğuna karar verilmiş ve verilen karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Kütahya 1. İcra Müdürlüğü’nün 2008/479 takip sayılı dosyası kapsamından; davacının, davalı hakkında adi takip yoluyla başlatmış olduğu icra takibinde, 229.725,00 TL asıl alacak ile 1.472,69 TL işlemiş temerrüt faizinin tahsilinin istendiği ve takip borçlusunun süresindeki itirazı sonucu takibin durduğu anlaşıldığı gibi; itirazın iptâli davasının da süresi içinde açıldığı saptanmış bulunmaktadır.
Dava ve icra takibine dayanak alınan belgeler ile dava dilekçesinde sayıları gösterilen Kütahya İş Mahkemesi kararları ile yanlar arasındaki 05.02.1997 tarihli sözleşme kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; yüklenici davacının, alt yüklenici davalı şirketin istihdam ettiği işçinin iş kazasında vefatı sonucu, onun hak sahiplerince, davacı hakkında açılan maddi ve manevi tazminat davalarında hükmolunan tazminatların, rücu yoluyla davalıdan talep edildiği anlaşılmaktadır. Davacı, Borçlar Kanununun 50. maddesi hükmüne dayalı olarak, rücu hakkını kullanmak suretiyle davasını açmıştır. Rücu hakkı, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeyi amaçlayan tazminat niteliğinde bir haktır.
Somut olayda ise, mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde Kütahya İş Mahkemesi’nin görevli olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir. Oysa, 5521 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi hükmü gereğince, İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle, işveren veya işveren sayılan kişilerle iş akdinden veya İş Kanunundan doğan her
türlü hukuk uyuşmazlıkların çözümünde İş Mahkemeleri görevlidir. Dava ve icra takibinin dayanağı ise, yanlar arasında yapılan ve Borçlar Kanunu’nun 355. maddesi hükmünde tanımı yapılan 05.02.1997 tarihli “eser” sözleşmesi ve bu sözleşmeye dayalı olarak Borçlar Kanunu’nun 50. maddesi hükmünden kaynaklanan rücu hakkıdır. O halde, HUMK’nın 8. maddesi hükmü gereğince uyuşmazlığın çözümünde görevli olduğu halde, İş Mahkemesi’nin görevli olduğu gerekçesiyle mahkemece, dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi doğru olmamış ve kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece yapılacak iş; davalının öncelikle İcra Müdürlüğü’nün ve Mahkemenin yetkilerine yapmış olduğu itirazların incelenmesi ve İcra Müdürlüğü ile Mahkemenin yetkili olmaları durumunda da, uyuşmazlığın esasına girilerek, taraf delillerinin toplanmasıyla varılacak sonuca göre uyuşmazlığın esası hakkında bir karar vermekten ibaret olmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle, davalı tarafın temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davalı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 59,90 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 15.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.