Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2009/6487 E. 2010/1703 K. 25.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6487
KARAR NO : 2010/1703
KARAR TARİHİ : 25.03.2010

Davacı … ile davalılar 1-… 2-… 3-… 4-… 5-… arasındaki davadan dolayı Karabük 1. Asliye Hukuk Hakimliğince verilen 26.04.2007 gün ve 2004/220-2007/221 sayılı hükmü onayan Dairemizin 09.09.2009 gün ve 2008/4442-2009/4528 sayılı ilamı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca davalıların devretmeyi taahhüt ettikleri arsa payını dava dışı şahıslara devretmek suretiyle sözleşmeyi fiilen feshettiklerinden, kâr kaybı, kira yoksunluk bedeli ve iş kaybı karşılığı uğranılan zararların tahsiline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Davalılar, arsa üzerinde bulunan kiracıya karşı davacının tahliye davasını gecikerek açtığı, bu nedenle de maliki bulundukları arsayı trampa ettiklerini, kusurlarının bulunmadığını, istemin de fahiş olduğunu, kaldı ki bir zararının da bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının proje çizdirmediği, kiracının tahliye davasının da buna bağlı olduğu, fesihte davacı kusurlu bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar, davacının temyizi üzerine Dairemizce onanmış, davacının karar düzeltme istemiyle dosya yeniden incelenmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer karar düzeltme istemleri reddedilmelidir.
2-Taraflar arasında re’sen düzenleme şeklinde imzalanan 15 Mayıs 2002 tarih ve 04770 yevmiye nolu sözleşmenin 11. maddesinde, inşaatın ruhsat tarihinden geçerli olmak üzere 18 (onsekiz ay) içinde teslim edileceği, ruhsatın kiracı çıktıktan sonra en geç 2 (iki) ay içinde alınacağı, kiracının tahliyesi için dava açıldığı takdirde sürenin başlangıcı kiracının dava sonunda çıkarılmasını takiben başlayacağı, en geç iki ay sonunda ruhsatın alınmış olacağı, 30.08.2002 tarihinden sonra ruhsat alınacak olursa inşaat süresinin 7 ay uzatılacağı, süre uzatmaya sebep olacak nedenin arsa içerisinde fiili olarak çalışan mermer atölyesi olabileceği belirtilmiştir. Sözleşmenin 14. maddesinde geçerli olmasının diğer arsa sahipleri … ve …ile sözleşme yapılmasına bağlı olduğu açıklanmış, şahıslarla da 02.09.2002 tarihinde re’sen düzenleme biçiminde sözleşme yapılmıştır. Her iki sözleşmede yeralan arsa maliklerince açılan tahliye davası HUMK’nın 409. maddesince 30.10.2003 tarihinde işlemden kaldırılmış, eldeki davanın davalıları, sözleşmeye konu arsadaki paylarını dava dışı Alaattin Meriç’e 28.08.2003 tarihinde trampa etmek suretiyle devredince eldeki bu dava açılmıştır.
Kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde arsa sahibi inşaat yapılacak arsayı, inşaat yapımına uygun olarak sorunsuz biçimde teslimle yükümlüdür. 3194 Sayılı Yasa hükümlerince inşaat ruhsatı alınması, arsanın ayıpsız olarak yükleniciye teslimi ile ayrıca bu hususta yetki verilmesiyle mümkün olur. Oysa somut olayda, arsada kiracı bulunduğu ve tahliye edilemediği sabittir. Sözleşmenin 11. maddesince inşaat süresi ruhsattan başlayacağından ve ruhsat alınması da kiracının tahliyesine bağlı olduğundan davacı yüklenicinin temerrüde düştüğünden sözedilemez. Her ne kadar hükme dayanak bilirkişi raporunda, parsel üzerinde kiracının bulunmasının ruhsat alımına engel teşkil etmeyeceği, yüklenicinin projeleri hazırlatıp onaylatması gerektiğinden, bu iş için de makul sürenin fazlasıyla geciktiğinden bahisle fesihte kusurlu olduğu sonucuna varılmış ise de, tahliye davası dosyasına arsa sahipleri vekilince verilen 12.06.2003 havale tarihli dilekçede aynen, “öncelikle davalılar gayrimenkulden tahliye olacak, ardından arsa üzerindeki mevcut bina yıkılacak ve arsa müteahhide teslim edilecek ki ondan sonra gerekli zemin etütleri vs. yapılarak projeler hazırlanıp ruhsat alınabilsin. Bu nedenle inşaat projesi ve ruhsatının sunulması mümkün değildir.” denilmiştir. Görülüyor ki, arsa sahipleri de kiracı bulunduğu sürece proje çizilip ruhsat alınamayacağını kabul etmiştir. Gerek sözleşmenin 11. maddesi gerekse davalıların bu beyanları gözetildiğinde, yüklenicinin proje çizip ruhsat almakta temerrüde düştüğünden sözedilemez. Bu nedenle arsadaki paylarını devretmek suretiyle sözleşmeyi fiilen fesheden davalıların haksız olduklarının kabulü gerekir.
O halde mahkemece yapılması gereken iş, davacının inşaat yapılsaydı elde edebileceği kâr tutarını uzman bilirkişi kuruluna hesaplatmak, bundan BK’nın 325. madde hükmünce, işi yapmamakla artırdığı veya başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bile bile kaçındığı miktar varsa indirmek, böylece kaybedilen kâr tutarının davalılardan tahsiline karar vermekten ibarettir. Mahkeme kararının bu nedenle bozulması yerine yanlışlıkla onandığı yapılan incelemede anlaşıldığından davacının karar düzeltme isteminin kabulüne Dairemizin onama kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer karar düzeltme itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kabulüyle Dairemizin 09.09.2009 gün ve 2008/4442 Esas, 2009/4528 Karar sayılı onama ilâmının kaldırılmasına ve mahkeme kararının davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz ve karar düzeltme peşin harcının istek halinde karar düzeltme isteyen davacıya geri verilmesine, 25.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.