Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/1777 E. 2010/7462 K. 01.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1777
KARAR NO : 2010/7462
KARAR TARİHİ : 01.06.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalılardan …’nun eşi, diğer davalının ise kayınpederi olduğunu, davalı kayınpederinin, 13.04.1992 tarihli “Ziynet Altın Karşılığında Taşınmazlara ait Zilyetliğin Devir ve Teslimi Suretiyle Senet“ başlıklı sözleşme ile, … Mevkiindeki tapusuz taşınmazını kendisine devrettiğini, ne var ki taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında 119 ada 126 parsel olarak davalı … adına tespit edilerek kesinleştiğini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile adına tesciline, olmadığı takdirde ise taşınmazın değeri olan 21.000 YTL’nin faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, “davalı … yönünden davanın reddine, davalı … yönünden davanın kısmen kabulü ile 6.123,60 YTL nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline” ilişkin verilen ilk hüküm, davacı ve davalılardan …’nun temyizi üzerine Dairemizce, davacının, davalı …’ya yönelik temyiz itirazları ile davalı …’in tüm temyiz itirazları reddedilerek, “taşınmazın dava dışı 3. kişiye satıldığı tarihteki rayiç bedelinin ödetilmesi gerektiğinden” bahisle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda bu kez, davalı … hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davalı … hakkında ise davanın kısmen kabulüne, taşınmazın üçüncü kişiye satış tarihi olan 10.7.2006 tarihindeki rayiç değeri olan 5.896,80 YTL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte
2010/1777-7462
davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, hükmüne uyulan bozma ilamı gereğince, dava konusu taşınmazın üçüncü kişiye satış tarihi olan 10.7.2006 tarihi itibariyle belirlenen rayiç değeri üzerinden hüküm kurulmuş olup, hükme esas alınan 19.10.2009 tarihli bilirkişi raporunda, taşınmazın senet tarihinde tarla vasfında olduğu belirtilerek, rayiç değer hesabı buna göre belirlenmişse de, 13.04.1992 tarihli “Ziynet Altın Karşılığında Taşınmazlara ait Zilyetliğin Devir ve Teslimi Suretiyle Senet“ başlıklı sözleşme ile davacıya satılarak zilyetliği devredilen taşınmazın, üçüncü kişiye satış tarihi itibariyle, tarla vasfında değil, üzerinde vişne ağaçlarının bulunduğu meyve bahçesi niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. O halde taşınmazın üçüncü kişiye satıldığı tarihteki hali hazır durumu itibariyle, üzerinde vişne ağaçlarının bulunduğu meyve bahçesi niteliğine göre rayiç değerinin belirlenmesi ve belirlenecek bu miktarın ödetilmesine karar verilmesi gerekirken, taşınmazın tarla vasfına göre belirlenen değerine göre hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın, temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 1.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.