Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/7841 E. 2010/1612 K. 15.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7841
KARAR NO : 2010/1612
KARAR TARİHİ : 15.02.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki muarazanın meni davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat … ile davalı vekili avukat …’nun gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, dava dışı Türkiye Denizcilik İşletmeleri A.Ş. ile 22.2.2005 tarihinde kira sözleşmesi düzenlendiğini, o zamandan beri Eminönü 2 nolu … İskelesinde bulunan büfede kiracılığının sürdüğünü, davalı Belediyenin ihtarname göndererek dava dışı Türkiye Denizcilik İşletmeleri ile yapılan protokol ve özelleştirme nedeniyle taşınmazın tüm haklarının kendisine devredildiğini bildirerek, taşınmazdan tahliyesini istediğini, oysa ki mecurun 6570 sayılı kanuna tabi olup, mahkeme kararı olmaksızın tahliye edilemeyeceğini ileri sürerek, muarazanın giderilmesine ve kiracılıktan doğan haklarına müdahalenin men’ine, karar verilmesini istemiştir.
Davalı, dava dışı TDİ AŞ ye ait taşınmazların tüm haklarının 15.3.2005 tarihli protokolle özelleştirme kapsamında devralındığını, kiralananın 6570 sayılı yasa kapsamında değil, 5393 sayılı Belediye Kanununun 15.maddesi ve 2886 sayılı yasanın 75.maddesi kapsamında kaldığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, sözleşmenin süresinin bitimi ile sona ermesi, idarenin de sona eren sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmesi karşısında, idarenin yaptığı işlemlerin yasalara uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, 2886 sayılı Kanun çerçevesinde yapılan ihale sonucunda taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesinin 6570 Sayılı Kanuna tabi bulunduğunu ileri sürmüş ve mahkeme kararı olmadan tahliyenin gerçekleşemeyeceğinden bahis ile muarazanın giderilmesi isteminde bulunmuştur.Davacının dayandığı kira sözleşmesi 26.3.2001 başlangıç tarihli ve bir yıl sürelidir. Dava konusu kiralanan alanın bulunduğu iskele tümü ile ilk maliki olan Türkiye Denizcilik İşletmeleri tarafından, davalı belediyeye 15.3.2005 tarihinde devir edilmiş, yeni malik olan davalı da 23 .11.2006 tarihli ihtarname ile kiralananın 7gün içinde boşaltılmasını davacıdan istemiştir. Bir davada ileri sürülen maddi vakıaların hukuki nitelendirmesini yapmak, uygulanacak yasa maddelerini bulup uygulamak doğrudan hakimin görevidir. (HUMK.76.md.).18.05.1955 tarihinde kabul edilen 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanunun 14. maddesinde “2490 sayılı Artırma, Eksiltme ve İhale Kanununa tabi olarak kiraya verilen gayrimenkuller hakkında da bu kanun hükümleri tatbik olunur.” hükmü bulunmaktadır.2886 sayılı Devlet İhale Kanunu; kamu kurumlarının satım, kira ve benzeri konularda yapacakları ihalelerin yöntemlerine, içeriklerine ve sonuçlarına ilişkin düzenlemeler taşımaktadırlar. Dolayısıyla; 2886 sayılı Devlet İhale Kanununa göre kiraya verilen taşınmazların da (6570 sayılı Kanunun 1. maddesinde öngörülen koşulları taşımaları halinde), 6570 sayılı Kanun kapsamında olacaklarının ve bunlara ilişkin kira sözleşmeleriyle ilgili olarak, ancak 7. maddede tahdidi olarak sayılan nedenlerden birine dayanılmak ve ilam alınmak suretiyle tahliyenin sağlanabileceğinin kabulü gerekir.Somut olayda, taraflar arasındaki kira sözleşmesine konu taşınmazın nitelikleri itibariyle 6570 sayılı Kanun kapsamında bulunup, bulunmadığı (Kanunun 1. maddesinde öngörülen şekilde belediye teşkilatı olan yerlerle, iskele, liman ve istasyonlardaki örtülü taşınmazlardan olup, olmadığı) dosya kapsamından açıkça anlaşılamamaktadır. Öyle olunca; Yerel Mahkemece öncelikle davaya konu taşınmazın (kiralananın) 6570 sayılı Kanun kapsamında bulunup, bulunmadığı belirlenmek suretiyle, eğer anılan Kanun kapsamında ise bu kanun hükümlerine göre tahliye koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi, bu kanun kapsamında değil ise şimdi ki gibi hüküm kurulması gerekirken, taşınmazın 6570 sayılı yasa kapsamında kalıp kalmadığı hususunda keşif ve bilirkişi raporu almadan eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davacı lehine BOZULMASINA, 750,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 15.2.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.