Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/8364 E. 2010/2222 K. 23.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8364
KARAR NO : 2010/2222
KARAR TARİHİ : 23.02.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı davacı avukatıncada duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat … ile davalı vekili avukat … ‘ün gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
1-Davalının temyiz dilekçesi davacı tarafa 22.4.2009 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı ise 7.5.2009 tarihli temyiz dilekçesi ile kararı katılma yolu ile temyiz etmiş ise de, davacının katılma yolu ile verdiği temyiz dilekçesinin süresinden sonra verildiği anlaşılmakla davacının süresi geçtikten sonra verdiği temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Davalının temyiz itirazlarının incelenmesinde ise, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanmasına,
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davacının temyiz dilekçesinin reddine, (2) numaralı bent uyarınca kararın ONANMASINA, 750,00 TL duruşma avukatlık parasının karşılıklı alınarak birbirlerine ödenmesine, aşağıda dökümü yazılan 2.822.37 TL kalan harcın davalıdan alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, 23.2.2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ
Davacı, kil çıkarmak üzere davalıya tahsis edilen orman sahası ile ilgili tahsis bedelinin ödenmediğini ileri sürerek, 89.072.880.000 TL’nin tahsilini istemiştir.
Davalı, tahsis süresinin dolduğunu, bundan sonra fiil kullanım olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm; davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kil çıkarmak üzere davalıya tahsis ve teslim edilen yerin tahsis ücretinin ödetilmesine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, sözleşme dönemi sona erdikten sonra davalının söz konusu yeri fiilen kullanıp kullanmadığına ilişkindir.
Hemen belirtmek gerekir ki, T.M.K’nun 6. maddesi hükmü gereğince davacı hakkını dayandırdığı olguları ispat ile yükümlüdür. Taraflar arasındaki sözleşmede tahsis süresinin 12.02.2002 tarihinde sona ereceği kararlaştırılmış olup, anılan sözleşmenin 14. maddesinde, arama ve işletmenin sözleşmedeki süresinin dolması ile sona ereceği belirlendikten sonra, sözleşmenin 15. maddesinde de, idarenin tahsis edilen yer üzerinde ne gibi tasarruflarda bulunabileceği düzenlenmiştir. Sözleşme dönemi sonunda davacı süre uzatım talebinde bulunmuş ancak, bu defa davacı uzunca zaman sonra davalının 12.02.2002 tarihinden sonraki dönem için tahsis bedelinin ödenmesi kaydı ile yeniden sürenin uzatılmasına karar vermiştir. Bu husus davalı tarafından kabul edilmemiş ve eldeki dava açılmıştır. Bu durum karşısında davacının, tahsis edilen ormanlık alanın sözleşme sonrasında fiilen kullanılmaya devam ettiğini geçerli deliller ile kanıtlaması zorunludur. Mahkemece yapılan keşif sırasında da tahsis alanının düzeltilerek fidalanmaya hazır durumda olduğu da tespit edilmiştir. İzin süresi dolmasına rağmen davalının bu alanı işletmeye devam ettiği hususunda hiçbir tespit ve belirleme yapılmamıştır. Yukarıda sözü edilen sözleşme hükümleri karşısında birtakım varsayımlarla sonuca gidilemez. Böyle olunca, mahkemece en azından konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişiler vasıtası ile mahallinde keşif yapılması ve tüm delilleri birlikte tartışılması gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, bir an aksi kabul edilse bile, sözleşme dışı döneme ilişkin tazminat ve alacak hesabı yapılırken alacak kalemine gecikme zammı ilavesi de isabetsiz olup, kararın bu nedenle bozulması gerekir. Aksi yöndeki sayın çoğunluk kararına bu nedenlerle katılamıyorum.