YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12275
KARAR NO : 2012/13883
KARAR TARİHİ : 29.11.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 03.04.2008 gününde verilen dilekçe ile meraya elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 26.06.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, … Köyü sınırları içinde bulunan … mevkiindeki kadim meraya ve içinde bulunan gölete davalı … halkı tarafından hayvan otlatılması, göletin yapımına engel olunması suretiyle tecavüzde bulunduğunu ileri sürerek meraya ve gölet yapımına müdahalesinin önlenmesini istemiştir.
Davalı köy temsilcisi, dava konusu yer ile ilgili kesin hüküm bulunduğunu, köylerine ait kadim mera olduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece kesin hüküm nedeniyle davanın reddine dair verilen karar, Dairemizce kesin hüküm oluşturduğu bildirilen davanın, dava konusu yer ile aynı yer olup olmadığı ve davalılar tarafından gölet yapımına ilişkin iddianın araştırılması gerektiğinden söz edilerek bozulmuştur.
Bozmaya uyularak, deliller toplanmış ve davanın kabulü ile davalının mera ve gölete tecavüzünün menine karar verilmiştir.
Hükmü davalı köy temsilcisi temyiz etmiştir.
6100 sayılı HMK’nun 297. maddesinde hükmün neleri kapsayacağı sıralanmış bu maddenin 2. fıkrasında aynen “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” denilmiştir. Bu hükümle kanunun amacı hükmün infazını kolaylaştırmak tarafların ifa sırasında yeni bazı çekişmeler içine düşmelerini engellemektir.
Somut olayda ise; yukarıda aynen yazılan hükmün 6100 sayılı HMK’nun 297. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen açıklıkta kurulmadığı görülmektedir. Dava konusu yerde kadastro tespiti yapıldığı ve parsel numarası aldığı anlaşılmaktadır. Kadastro paftası üzerinde belirlenen dava konusu yer hükümde açıkça belirtilerek elatmanın önlenmesine karar verilmeli ve ayrıca hükme esas alınan fen bilirkişi krokisinin kararın eki olduğu belirtilmelidir.
Sadece “meraya ve gölete el atmanın önlenmesi” şekilde kurulan hüküm infaza elverişli, yasanın emrettiği şekilde yazılmış bir hüküm olmadığından, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 29.11.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.