Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2009/4182 E. 2010/4815 K. 27.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4182
KARAR NO : 2010/4815
KARAR TARİHİ : 27.09.2010

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, maddî tazminatın tahsili istemiyle açılmış; mahkemece, davanın kısmen kabulüyle 27.206,03 TL maddî tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Yanlar arasındaki 16.12.2002 tarihli sözleşme, Borçlar Kanunu’nun 355. maddesinde tanımlandığı üzere; niteliğince bir eser sözleşmesi olup; bu sözleşme, davacı tarafından yüklenici, davalı tarafından ise iş sahibi sıfatlarıyla imzalanmıştır.
Yüklenici davacı “Şırnak, Habur Sınır Kapısı saha beton kaplama işinin yapımını” 160.000,00 TL bedelle yüklenmiştir. Sözleşme davalı idarece, geriye etkili sonuç doğurur şekilde fesih olunmuştur. Sözleşmenin davalı tarafından tamamen kusurlu olarak feshi sebebiyle davacı yüklenici işe başlamadığı halde yaptığı masraflarla, kâr kaybı nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü maddî tazminatın tahsilini dava etmiştir.
Sözleşmenin iş sahibi tarafından kusurlu olarak geriye etkili sonuç doğurur şekilde feshi durumunda; Borçlar Kanunu’nun 356/I. maddesinin yollamasıyla aynı Kanun’un 325. maddesi gereğince, fesih tarihindeki eser-işin bedeli saptandıktan sonra bu bedelden yüklenicinin işi tamamlamaması nedeniyle yani yapmaması nedeniyle sağladığı tasarruf ve bu süre içinde başka bir iş bulup çalışmışsa elde ettiği kâr, başka bir iş bulmaktan kasten
kaçınmışsa kazanacağı miktar uzman bilirkişi aracılığıyla tespit ettirilip, tüm eser-iş bedelinden çıkarmak suretiyle bulunan miktarın olumlu zarar kapsamında yüklenicinin kârı olduğunun kabulü gerekir. Yüklenicinin kâr kaybının belirlenmesine ilişkin az yukarıda açıklanan yasal yönteme “kesinti yöntemi” denilmektedir. Sözleşmede aksine bir düzenleme öngörülmemiş ise, kârın elde edilebilmesi için yapılması gereken masraflar istenemez. Somut olayda da; yasal kuralın aksi yanlarca kararlaştırılmadığından, yüklenici, sadece kâr kaybını isteyebilir. Bu sebeple, yüklenici masrafının tahsiline de karar verilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece, hükme dayanak alınan bilirkişi kurulu raporu değerlendirildiğinde; kâr kaybının “kesinti yöntemine” uygun olmadığı sonucuna varılmaktadır.
Mahkemece yapılacak iş; az yukarıda açıklanan yasal yönteme uygun şekilde bilirkişi incelemesi yaptırılarak davacı yüklenicinin kâr kaybının belirlenmesi ve gerçekleşen miktarın, taleple bağlı kalınarak davalıdan tahsiline karar vermekten ibaret olmalıdır.
Açıklanan sebeplerle karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte belirtilen nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; 2. bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın davalı yararına BOZULMASINA, 27.09.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.