YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3385
KARAR NO : 2010/4340
KARAR TARİHİ : 13.09.2010
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, İİK’nın 72. maddesine dayalı olarak açılmış olup; iki adet bonodan ötürü davacının, davalıya toplam 21.000,00 TL borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ve verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davada 01.11.2003 tarihli ve “sözleşmedir” başlıklı adi yazılı sözleşme dayanak alınmıştır. Bu sözleşme, yüklenici sıfatıyla Özdilek Cam İnşaat Ltd. Şti. adına …; alt yüklenici sıfatıyla da davalı … tarafından imzalanmıştır. Davalı, sözleşmede gösterilen inşaatın alçı-boya, tavan, duvar boyası, tavan ve duvar alçısı yapımı ve asma tavan, kartonpiyer işlerinin yapımını sözleşmede gösterilen birim fiyatlarla yüklenmiştir. Ancak, sözleşme konusu işlerden asma tavan, kartonpiyer işinin davalı tarafından yapılmadığı; bu işin davacı tarafından başka birine yaptırılmış olduğu çekişmesizdir.
01.11.2003 tarihli sözleşmede yüklenici, Özdilek Cam İnşaat Ltd. Şti. gösterilmiş olduğu halde, Ankara 3. İcra Müdürlüğü’nün 2006/7128 takip sayılı dosyası üzerinden, … tarafından, … hakkında başlatılan icra takibine dayanak alınan 02.08.2004 keşide ve 05.09.2004 vade tarihli 17.000,00 TL tutarlı bononun sadece … tarafından imzalanarak keşide olunduğu ve davalıya verildiği; bildirilen 4.000,00 TL tutarlı bononun ise, dosya kapsamına sunulmadığı tespit olunmuştur. Davalı vekili, 03.03.2003 tarihli cevap dilekçesinde, toplam 21.000,00 TL tutarlı bonoların sözleşme konusu işlerin bedelinin ödenmesi amacıyla davalıya verildiğini açıklamış ve iki adet bononun niteliğince eser sözleşmesi olan 01.11.2003 tarihli sözleşme gereğince davacı tarafından keşide olunup, verildiğini kabul etmiştir. Fotokopisi dosya kapsamında bulunan bonoda düzenleme sebebi olarak “nakit” alındığı yazılı ise de; bononun belirtilen bu sebeple düzenlenmediği, sözü edilen eser sözleşmesi konusu olan işlerin bedelinin ödenebilmesi için keşide olunduğu bizzat davalı tarafından kabul edilmiştir. Buna göre, …’nın, Fuat Yağmur’dan borç para almış olması sebebiyle düzenlenmemiş olduğu açıkça ortaya çıkmaktadır. Bono, hukuksal niteliğince sebebini içermeyen bir borç ikrarı senedidir. 12.04.1933 gün ve 30/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’na göre, borç ikrarını içeren senedin bedelsizliğini ileri süren taraf önce bu senedin belli bir sebebi olduğunu, sonra da bu sebebin gerçekleşmediğini yazılı delille ispat etmek durumunda ise de; somut olayda az yukarıda açıklandığı üzere, 21.000,00 TL tutarlı iki bononun 01.11.2003 tarihli sözleşme konusu işlerin bedelinin ödenmesi amacıyla düzenlenmiş olduğu bizzat davalı tarafça kabul edilerek bono talil edilmiştir.
Mahkemece, yaptırılan bilirkişi incelemeleri sonucu düzenlenen bilirkişi raporları incelendiğinde; davalı alt yüklenicinin 22.191,50 TL sözleşme konusu; 9.073,19 TL tutarında da sözleşme dışı iş olmak üzere, toplam 31.264,69 TL tutarında iş yaptığı sonucuna varılmaktadır. Borçlar Kanunu’nun 364. maddesi gereğince, yanlarca başkaca bir düzenleme kararlaştırılmamış ise, işi yapan taraf işin yapılarak iş sahibine -somut olayda olduğu gibi yükleniciye- teslim ve onun tarafından da kabul edildiğini; iş sahibi de iş bedelinin kısmen ya da tamamen ödendiğini ya da istenebilir olmadığını yasal delillerle kanıtlamakla ödevlidirler. Davacı yüklenici, davalı alt yükleniciye 28.664,20 TL ödeme yaptığını yazılı delillerle kanıtlamış bulunmaktadır.
Yukarıda açıklanan tüm bu sebeplerle, mahkemece, 4.000,00 TL tutarlı bononun da, davalı tarafından sunulması istenmeli, yapıldığı saptanan tüm işlerin bedeli tutarından davacı tarafça yapılan ödeme tutarının mahsubu yapılmalı ve bonolardan ötürü davacının davalıya olan borcunun tutarı hesaplanmalı ve davanın yargılaması sırasında ödeme yapılmış ise İİK’nın 72/VII. maddesi hükmünün uygulanması gerektiği düşünülerek uyuşmazlık çözüme bağlanmalıdır. Mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar gözetilmeden, yanlış değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış ve kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, kararın davacı yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 13.09.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.