YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/3930
KARAR NO : 2013/4345
KARAR TARİHİ : 04.03.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli bir sebep olmadan feshedildiğini iddia ederek feshin geçersizliğine işe iadesine ve işe başlatmama durumuna ilişkin haklarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının iş sözleşmesinin feshinin haklı sebebe dayandığını belirterek açılan davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı işverence temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun’un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Somut olayda; davacının davalıya ait işyerinde 08.04.2009-02.03.2012 tarihleri arasında müşteri temsilcisi olarak çalıştığı, davacının iş sözleşmesinin müşteri hizmetlerini arayan bir müşteri ile karşılıklı hakaretlerde bulunduğu gerekçesiyle tazminatları ödenmeksizin feshedilmiştir. Her ne kadar davalı işveren işçinin iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiğini ileri sürmüş ise de, davacının davranışları haklı sebep teşkil edecek ağırlıkta olmamakla beraber davalı işverene geçerli sebeple iş sözleşmesini fesih imkanı verir. Gerçekten, davalı işverenin önceliği her zaman müşteri memnuniyetini ön planda tutmak olduğundan, çağrı merkezini arayan müşterilere müşteri temsilcilerinin nezaketli davranmaları ve yol gösterici beyanlarda bulunmaları ve tahriklere kapılarak işinin gerektirdiği özen dışına çıkmamaları gerekmektedir. Davacının müşterinin tahriklerine kapılarak müşteriye hakaret etmesi davalı işveren ile davacının arasındaki iş ilişkisini sürdürülemez hale getirmiştir. Davalı davacının iş sözleşmesinin geçerli sebep ile feshettiğini ispat etmiş olduğundan, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yönünde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen sebeplerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 37,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.320,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 04.03.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.