Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/14740 E. 2010/18331 K. 30.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/14740
KARAR NO : 2010/18331
KARAR TARİHİ : 30.12.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas ve karşı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı(karşı davacı) avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat … ile davacı vekili avukat Nilhan İçten’in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı , 37 nolu parseldeki 7 nolu dairenin ½ hissesini davalıdan ½ hissesini de davalının eşi dava dışı Muzaffer Saraç’tan 30.5.2003 tarihinde satın aldığını ve tapu devrinin verildiğini ancak 2 ay sonra davalının vesayet altına alınması nedeni ile aleyhine tapu iptali ve tescil davası açılarak adına olan tapunun iptal edildiğini, taşınmazın rayiç değeri kadar zarar uğradığını ileri sürerek, fazla hakları saklı kalarak 8.000 TL.nin dava tarihinden yasal faizi ile ödetilmesini istemiş, ıslah ile talep sonucun artırmıştır.
Davalı, davacının boşandığı eşi ile birlikte hareket ederek tapu devrini gerçekleştirdiklerini, satışın geçersiz olduğunu, kendisine bir satış bedeli ödenmediğini savunarak davanın reddini dilemiş, açılan karşı dava ile de tapu devrinden itibaren davacının taşınmazı haksız olarak işgal ettiğinden fazla hakları saklı kalarak 6.000 TL. ecrimisilin faizi ile ödetilmesini istemiştir.
Mahkemece, asıl davanın 29.337 TL. üzerinden kabulüne, faizi ile davalı-karşı davacıdan tahsiline , karşı davanın 2010/14740-18331
da kısmen kabulü ile, 560,00 TL.nin davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı-karşı davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalı Rabia Saraç’ın demansiyel bozukluk tanısı ile … 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 28.10.2003 tarihli ve 2003/969 esas sayılı ilamı ile vesayet altına alındığı ve …’ın vasi olarak atandığı ve davalıya ait tapuda 47 nolu parselde kayıtlı 7 nolu dairenin ½ hissesinin 30.5.2003 tarihinde 7.500 TL bedel karşılığı davacıya satılarak tapu devrinin verildiği, ancak vasisi eliyle 14.11.2003 tarihinde açılan tapu iptali ve tescil davası ile davalının satışın yapıldığı tarihte hukuki ehliyeti bulunmadığından geçersiz satış nedeni ile tapunun iptali ile davalı adına tesciline karar verildiği ve kararın 9.7.2007 tarihinde Yargıtayca onanarak kesinleştiği hususları, dosya kapsamından anlaşıldığı gibi, taraflar arasında da ihtilafsızdır.
Davalı hakkında ilk kez düzenlenen 27.3.2003 tarihli … kurulu raporu ile deprasyon, demans ve parkinson tanısının konulduğu, tapu iptali ve tescil davası sırasında alınan 20.11.2006 tarihli Adli Tıp Raporunda, akit tarihinde de davalının akıl hastalığı nedeni ile fiil ehliyetine haiz olmadığı açıklanmıştır. Keza davalı tarafından dava dışı eski eşi aleyhine dolandırıcılık suçundan açılan ceza davasında da alınan 5.12.2007 tarihli Adli Tıp Raporunda ; davalının ilerleyici seyirdeki akıl hastalığının hekim olmayanlarca da anlaşılabileceğinin açıklandığı ve mahkemece satış tarihinde tarafların evli olması nedeni ile sanık eeş hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkemece taraf tanıklarının beyanlarına göre, satış bedeli olarak ödenen 20.000 TL.nin denkleştirici adalet ilkesine göre ulaştığı değere hükmedilmiştir. Ancak hükme esas alınan tarafların tanıkları davalı Rabia’nın tapu devri sırasında aşırı şekilde heycanlandığını ve imza atamadığından mühür ve parmak izinin alındığını açıklamışlardır.
Taraflar arasındaki satım akdi, temlik tarihinde davalının hukuki ehliyete haiz olmaması nedeniyle Türk Medeni Kanununun 15. maddesi ile Borçlar Kanununun 19-20. maddeleri ve 28.07.1941 gün ve 4/21 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, mutlak butlanla batıl olduğundan, baştan beri geçersizdir. Davacı, davalının hukuki ehliyetinin 2010/14740-18331
bulunmadığını ve kısıtlı olduğunu bilmediğini, bu yüzden iyiniyetli olduğunu savunmuş ise de, yukarıda ayrıntılı şekilde açıklandığı gibi, aşamalarda alınan Adli Tıp raporları ve gerek ceza dosyasındaki gerekse eldeki dava dosyasında dinlenen tanık beyanlarından, davalının akit tarihinde hukuki ehliyetinin bulunmadığının normal koşullar altında hekim olmayanlarca da bilinebileceği gözetildiğinde ; baştan itibaren geçersiz olan satış nedeni ile davacının bir talep hakkının bulunmadığının kabulü gerekir. Açıklanan nedenlerle, davacı-karşı davalının davasının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan 1. bent gereğince davalı-karşı davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent gereğince temyiz olunan kararın davalı-karşı davacı yararına BOZULMASINA, 750,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan(karşı davalı) alınarak davalıya (karşı davacı) ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 30.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.