Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/7505 E. 2010/1107 K. 02.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7505
KARAR NO : 2010/1107
KARAR TARİHİ : 02.02.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı … vekili avukat … ile davacı vekili avukat …’in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, … Kızılay mevki (1) no’lu parselde bulunan binadaki 6 adet dükkanı, 28.2.2008 tarihli protokol ile davalıya sattıklarını, 12.3.2008 tarihinde taşınmazların tapu devirlerinin de yapıldığını, protokol gereğince satış bedeli 250.000 YTL olup bu bedelin 30.000 YTL’sinin kaporo olarak ödendiğini, kalan bedelin ise tapu devrinden sonra ödeneceğinin kararlaştırıldığını, tapu devri yapıldıktan sonra kalan bedelin 170.000 YTL’lik kısmının çek verilmek suretiyle ödendiğini, kalan 50.000 YTL’lik kısmının ise ödenmediğini ileri sürerek, 50.000 YTL’nin ihtar tarihi olan 31.3.2008 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ödetilmesine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, kurucusu olduğu “… Çağdaş Eğitim ve … Vakfı”na gelir sağlamak için 6 adet dükkanı davacılardan satın aldığını, taşınmazların tahliye edilmemesi nedeniyle men’i müdahale davası açması üzerine davacıların da eldeki davayı açtıklarını, tarafların edimlerini 12.3.2008 tarihinde tapuda ifa ettiklerini, satış bedeli alınmadan tapu devrinin yapılmasının mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, taşınmazın gerçek satış bedelinin 250.000 YTL olduğu, peşin ödenen 30.000 YTL ile çekle ödenen 170.000 YTL dışında geriye kalan 50.000 YTL’lik satış bedelinin ödenmediği benimsenerek davanın kabulüne, 50.000 YTL’nin 31.3.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacılar tarafından davalıya satılan taşınmazların bakiye satış bedelinin ödetilmesi istemine ilişkin olup, 28.2.2008 tarihinde haricen düzenlenen protokol sonrasında, 12.3.2008 tarihinde tapuda resmi satışın yapıldığı, aynı gün davalı … tarafından keşide edilen 170.000 YTL bedelli çekin de, davalıya ait banka hesabından davacı şirket müdürü olan … tarafından tahsil edildiği sabit olup, uyuşmazlık konusu değildir. Davacı, taşınmazların gerçek satış bedelinin haricen düzenlenen sözleşmede olduğu gibi 250.000 YTL olduğunu, peşin ödenen 30.000 YTL ile tapu devrinden sonra ödenen 170.000 YTL dışında kalan bakiye 50.000 YTL’lik satış bedelinin ise ödenmediğini belirterek tahsilini talep etmiş, davalı ise, tapu devri ile birlikte tüm ödemelerin yapıldığını, davacılara borçlu bulunmadığını savunmuştur. Satıcı olarak gösterilen davacı şirket müdürü … ile davalı arasında haricen düzenlenen 28.2.2008 tarihli protokolde, “Sahibi bulunduğum Kızılay 9 no’lu binada bulunan ….dükkanlarımı 250.000 YTL karşılığında …’ye sattım. Satış kaparosu olarak 30.000 YTL aldım. Kalan kısmı, tapular verildikten sonra nakten alınacaktır.” Açıklaması bulunmakta olup, taşınmazın tapu devri 12.3.2008 tarihinde yapıldığına ve tapuda yapılan resmi senette, satıcılar tarafından satış bedelinin nakten ve tamamen alındığının belirtilmiş olmasına göre, taşınmazların daha önce harici sözleşme ile peşin olarak ödenen 30.000 YTL dışında kalan tüm satış bedelinin, nakten ve çekle yapılan 170.000 YTL’lik ödeme ile birlikte tapu devri ile beraber ödendiğinin kabulü gerekir. O halde tapu devrine rağmen, taşınmazların tüm satış bedelinin ödenmediği konusundaki ispat yükü davacılara ait olup, davacılar ise alacaklı olduklarını yasal delillerle ispat edememişlerdir. Ne var ki dava dilekçelerinde, “her türlü delil” demek suretiyle “yemin” deliline de dayanmış olduklarından, bu konuda davalıya yemin yöneltmeye hakları bulunduğu hatırlatılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, ispat yükü ters çevrilerek, yazılı şekilde ve eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 750,00 TL duruşma avukatlık parasının davacılardan alınarak davalıya ödenmesine, 2.2.2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre mahkeme kararının onanması gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun, kararın bozulması yönünde oluşan görüşüne katılamıyorum.