YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3644
KARAR NO : 2010/4843
KARAR TARİHİ : 28.09.2010
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanmakta olup davacılar arsa sahibi ile halefi, eksik ve kusurlu işlerin giderilme bedeli ile kira tazminatının ödetilmesini istemiş, mahkemece, yapılan ıslah da dikkate alınarak davanın kabulüne ilişkin verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacılar vekilinin tüm, davalı vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Davacılar vekili 06.12.2006 günlü dava dilekçesinde diğer istemlerinin yanında 5.600,00 TL eksik ve kusurlu işlerin giderilme bedelinin tahsilini de istemiştir. Mahkemece yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarında bu taleple ilgili olarak “nama ifa” tanımı yapılmışsa da, yapılan inceleme ve hesaplama şekli tümüyle eksik ve kusurlu işler bedelinin tespitine ilişkindir. Bu nedenledir ki mahkemece 41.550,00 TL’nin kabulüne karar verilirken bu istemin hukuki niteliğince eksik ve kusurlu işler bedeli olarak kabulü gerekirken nama ifa bedeli olarak nitelendirilmesi doğru olmamıştır.
Bunun yanında dava dilekçesinde talep edilen miktar yönünden dava tarihinden, ıslahla istenen ve artırılan talepler açısından ise ıslah tarihi esas alınarak faiz yürütülmesi yerine dava dilekçesinde talep konusu yapılmayan miktar yönünden dahi dava tarihinden itibaren faiz uygulanması da yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle mahkeme kararının bozulması gerekmekte ise de düşülen hataların giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün, eksik ve kusurlu işler bedelinin nama ifa bedeli olarak nitelendirilmesi yönünden HUMK’nın 438/son maddesi uyarınca gerekçesi değiştirilerek, kabulüne karar verilen bedele uygulanan faiz başlangıçları açısından ise HUMK’nın 438/VII. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca mahkeme kararının ikinci sayfasında yer alan hüküm fıkrasının birinci bendinin ikinci satırında yer alan “dava tarihinden” kelimelerinin hükümden çıkartılarak yerine “6.200,00 TL’sine dava tarihinden, 55.146,00 TL’sine 07.10.2008 ıslah tarihinden” kelime dizisinin yazılmasına, yine hüküm fıkrasının birinci bendinin, ikinci satırında yer alan “nama ifa” kelimelerinin hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine “eksik ve kusurlu işlerin giderilme bedeli” kelimelerinin yazılmasına, bu şekilde hükmün HUMK’nın 438/VII. ve son maddesi hükmünce gerekçesi değiştirilerek ve DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 8,25 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 28.09.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.