Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/6286 E. 2012/15613 K. 25.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6286
KARAR NO : 2012/15613
KARAR TARİHİ : 25.09.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Kemal Köçer tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davacınıntüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 5.11.1994 tarihinde meydana gelen iş kazasında % 15,20 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacının 5.11.1994 günü iş kazası geçirdiği, iş göremezlik oranının %15,20 olduğunun saptandığı, davacının davalı aleyhine Dörtyol 1. İş Mahkemesine açtığı maddi tazminat davasına ilişkin 15.6.2010 tarihinde verilen 2006/373 esas ve 2010/149 karar sayılı kararda; davacının davalı şirkette işçi olarak çalışırken geçirdiği iş kazası sonucu %15,20 oranında malul kaldığı ve bu kazanın oluşumunda davalı …nin %50 oranında, davacının da %50 oranında kusurlu olduğu belirtilerek 606,08 TL maddi tazminata hükmedilmiştir. Bunun üzerine davacının 20.9.2010 tarihinde manevi zararının giderilmesi için bu davayı açtığı ve davalı tarafça süresinde zaman aşımı def’i inde bulunulduğu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık bu tür davalarda B.K.’nun 125. maddesi gereğince uygulanmakta olan 10 yıllık zaman aşımı süresinin hangi tarihte başlatılması gerektiği noktasında toplanmaktadır.
Uygulama ve öğretide kabul edildiği üzere, zamanaşımı failin ve zararın öğrenildiği tarihten başlatılmalıdır. Zarar görenin zararı öğrenmesi demek, zararın varlığı, mahiyeti ve esaslı unsurları hakkında bir dava açma ve davanın gerekçelerini göstermeye elverişli bütün hal ve şartları öğrenmiş olması demektir. Vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan zarar, ancak bakım ve tedavi sonucunda düzenlenen hekim raporuyla belirli bir açıklığa kavuşur. Bedensel zararın gelişim, gösterdiği durumlarda zamanaşımına başlangıç olarak hastalık seyrinin yani gelişimin tamamlandığı tarihin esas alınması gerekir. Somut olayda değişen ve gelişen bir durumun söz konusu olmadığı ortadadır.
Hal böyle olunca, süresi içerisinde davalı tarafından ileri sürülen zamanaşımı def’i kabul edilerek, açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davacıya yükletilmesine, 25/09/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.