Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/1562 E. 2010/13560 K. 21.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1562
KARAR NO : 2010/13560
KARAR TARİHİ : 21.10.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tanıma ve tenfiz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat … geldi davalı tarafından gelen olmadığından duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, 10.225,84-Euro anapara ve 1.778,49-Euro yargılama masrafının davalı şirket tarafından ödenmesine dair Essen Asliye Hukuk Mahkemesi kararlarının tenfizine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, dava açılmadan önce davalı şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, yabancı ülke mahkemesince verilen kararın tenfizi istemine ilişkindir. … Ticaret Odası’nın yazısından, davalı şirketin 22.01.2001 tarihinde ticaret sicilinden kaydının silindiği anlaşılmaktadır. Ticaret ortaklıklarının tüzel kişiliği, ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için de, tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerekmektedir. Şayet, tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmışsa, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile, şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır.
Somut olayda, davacı şirketin ticaret sicilinden terkin edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, öncelikle 2010/1562-13560
tasfiyenin usulüne uygun olup olmadığının, bir başka deyişle terkin kararının yerinde olup olmadığının denetlenmesi ve usulsüz tasfiye halinde şirketin ihyasına karar verilmesi gerekmektedir. O halde mahkemece, davacı vekiline HUMK. 39 ve 40. maddeleri hükümleri uyarınca şirketin ihyası yönünde dava açması için süre verilerek, o davanın sonucunda ihyaya karar verildiği takdirde, davalı şirketin bu davada temsilinin sağlanması suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, 750,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 21.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.