YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/184
KARAR NO : 2012/15485
KARAR TARİHİ : 24.09.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde Mart 1997-05/05/2009 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 1997 Mart-05/05/2009 tarihleri arasında davalıya ait iş yerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacı adına davalı işyerinden verilen işe giriş bildirgesinin bulunmadığı, işyeri tescilinin bulunmadığı, davacının davalılara ait çiftlikte halen kalmaya devam ettiği, davacı tanıklarının davacının söz konusu yerde yıllardır bekçilik yaptığını ve başka ne iş verirlerse yaptığını, davalı tanıkları ise davalıların murisinin yardım düşüncesiyle davacıyı söz konusu eve yerleştirdiğini, aralarında iş görme ilişkisinin bulunmadığını söyledikleri anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı, kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli, daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda, davacının davalılara ait çiftlikte yıllardır ailesi ile birlikte yaşadığı, çiftlikte bir takım işleri yerine getirdiği, bu hususta taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık davacı ile davalılar arasında iş görmeye dayanan bir hizmet sözleşmesinin bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Davacı tanıkları davacının davalılara ait çiftlikte bekçilikle beraber kendisine verilen diğer işleri yaptığını, davalı tanıkları ise hizmet aktinin söz konusu olmadığını, tamamen iyilik yapma düşüncesiyle davacının söz konusu evde kalmasına izin verildiğini söylemektedirler. Hal böyle olunca davacı ile davalılar arasında gerçek bir çalışma olgusunun olup olmadığı araştırılmadan ve komşu iş yeri tanıkları dinlenmeden eksik inceleme ve araştırma ile istemin kabulüne karar verilmesi yerinde değildir.
Yapılacak iş; davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınarak, araştırmayı genişletmek suretiyle davacı ile aynı dönemlerde iş yerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlarına geçmiş diğer bordro tanıkları ya da komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına, resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlarını tespit edip beyanlarına başvurmak, davacıdan önce söz konusu yerde çalıştığı söylenen Hasan Yücel isimli kişiyi bularak tanıklığına başvurmak ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı kurum vekili ile davalı işveren vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı işverenlere iadesine, 24/09/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.