YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11207
KARAR NO : 2010/1700
KARAR TARİHİ : 15.02.2010
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, Dava dışı …ile davalı Fortis Bank A.Ş. Arasında yapılan 3.10.2005 tarihli tüketici kredisine kefil olduğunu, bu sözleşmenin teminatı olmak üzere ayrıca menkul rehni (araç) alındığını, asıl borçlunun borcunu ödememesi üzerine davalının çektiği ihtarname ile 10.324,25 YTL bakiye borç 7 gün içinde ödenmesini istediğini vaki mehil içinde borcu işlemiş faizi ile ödediğini, asıl borçludan alacağını rucuen tahsil edebilmek için, alacağın kendisine temlik edilerek rehnin devrini istediğini, davalının yasadan doğan yükümlülüğünü yerine getirmediğini belirterek, kefil olarak ödediği 10.877,00 YTL’nin ihtarname masrafları ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, asıl borçlunun Kredili Mevduat Hesabından bakiye borcu kaldığını, tüketici kredisi sözleşmesinin 6.maddesi gereği davacının bu borçtanda sorumlu olduğunu, bu borcun ödenmesi üzerine davacıya alacağı temlik ve rehini devretmeye hazır olduklarını bildirdiklerini, davacının temlik için gereken giderleri yatırmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, Tüketici Kredisi Sözleşmesinin 6.maddesi gereği davacının asıl borçlusu kredili mevduat hesabından doğan borçtanda sorumlu olduğu, asıl borçlunun bu hesaptan davalı bankaya bakiye borcu olduğunu bu hesaptaki borç ödenmeden davalının alacağı temlik ve rehni devir yükümlülüğü olmadığı gibi temlik ve devir giderlerinden davacının sorumlu olduğu gerekçeyle davanın reddine dair verdiği karar davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Davalı ile davadışı …arasında taşıt alımında kullanılmak üzere 3.10.2005 tarihli Tüketici Kredisi Sözleşmesi yapıldığı, bu sözleşmeye davacının kefil olduğu, alacağı teminat altına almak için … plakalı aracın davalıya rehnedildiği, asıl borçlunun kredi taksitlerini ödememesi üzerine davalı banka 29.5.2008 tarihli ihtarname ile kefilden 10.324,25 YTL borcun 7 gün içinde ödenmesini istediği, davacı kefilin 30.5.2008 tarihinde, Ihtarnamede talep edilen alacağın işlemişi faizi ile birlikte 10.877.00 YTL olarak ödediği, 3.6.2008 tarihli ihtarname ile asıl borçluya ait olup borçluya rucu için gerekli olan tüm belgeleri rehni 3 gün içinde kendisine devir ve temlikini istediği, davalının bu ihtara karşı 3 günlük sürede cevap vermediği, asıl borçlunun kredili mevduat hesabından doğan borcun ödenmesi üzerine 11.6.2008 tarihli ihtarname ile temlik ve rehni devri için bankaya muracaat etmesini istediği dosya içeriğinden anlaşıldığı gibi bu hususlar tarafların ve mahkemeninde kabulündedir.
Yukarıda açıklandığı üzere, davacının (kefilin) asıl borçlunun tüketici kredisinden doğan bakiye borcu çektiği ihtar üzerine ödediği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık asıl borçlunun kredili mevduat hesabından doğan borcundan dolayı tüketici kredisi sözleşmesinin 6.maddesi gereği davacı kefilin sorumlu olup olmayacağı konusundadır. Sözleşmenin 6.maddesinde “Müşteri … bu kredi sözleşmenin eki ve ayrılmaz bir parçası olan geri ödeme planında kayıtlı (ana para, faiz, fon ve gider vergisinden oluşan) ödeme (taksit) tutarlarının ödeme (taksit) tarihlerinde Banka’nın bu sözleşme sonunda belirtilen Şubesi nezdindeki hesabından Banka’ca resen tahsil edilerek kredi hesabına kendisine ayrıca bildirimde bulunulmasına gerek olmaksızın alacak kaydedilmesine muvafakat ettiğini ve Banka’yı yetkilendirdiğini kabul, beyan ve taahhüt eder. Müşteri’nin … bu otomatik ödeme talimatı gereğince yukarıda yazılı hesabından ve anılan ödeme tarihlerinde Banka’ca resen tahsil edilecek ve yine anılan kredi hesabına mahsup edilecek tamtaksit tutarı kadar hesabında para (alacak bakiye) bulunmadığı takdirde Banka ödeme (vade) tarihinde bu talimatı yerine getirmeme yada vade gününü izleyen günlerde de bilgisayar ortamında Müşteri’ye ait hesabı kontrol ederek bu tutarı alma hususunda tamamen muhayyer olacaktır. Müşteri’nin hesabında tam taksit tutarı kadar para bulunmadığı takdirde Banka Taksidi tahsil edip etmeme yetkisi bulunduğu halde hesaptaki parayı alır ise (yani taksit tutarını vade tarihinde kısmen tahsil ettiği takdirde) taksit tutarının tahsil edilmeyen kısmı için fiilen tahsil tarihine kadar temerrüt faizinin … bu sözleşme koşullarında işletileceğini de Müşteri kabul, beyan ve taahhüt eder. Müşteri, Banka’nın kendisine (Müşteri’ye) ait hesabından kredi hesabına mahsup edilmek üzere bilgisayar ortamında tahsil ettiği tutarları, önce ilk temerrüde düşen taksitten başlamak üzere ana para veya temerrüt faizi (fon ve gider vergisi dahil) alacağından dilediğine mahsup etmeye yetkili olduğunu kabul, beyan ve taahhüt eder. Banka yukarıda sayılan haklarını nezdindeki müşteri hesaplarından veya hak ve alacakların takası mahsup ve virman suretiyle de kullanabilir. Banka nezdindeki Müşter’ye ait tüm hakve alacaklar, işbu kredi ilişkisi ya da Banka-Müşteri ilişkisi sona erinceye dek Banka lehine rehinlidir.” hükmü mevcuttur.
Sözleşmenin 12.maddesinde kredi tutarı 16.500 YTL olarak belirlenmiştir. Sözleşmenin 6.maddesi bankaya asıl borçlunun kredili mevduat hesabından taksitlerinin tahsili için hak ve yetki vermiştir. Davacı kefilin bu hesabın kırmızı bakiye vermesi halinde Bu hesaptan ödemeyen borç için kefaleti yoktur. Sözleşmenin 12.maddesinde kredi limiti 16.500,00 YTL olarak kararlaştırıldığına göre aksinın kabulü kefilin kefaletinin geçerli olması için kefalet limiti belli olmasına ilişkin BK 489 maddesinde açıkça aykırılık teşkil eder. Hal böyle olunca davalı bankanın asıl borçlunun tüketici kredisi sözleşmesi dışındaki kredili mevduat hesabından kaynaklanan borcun davacı kefaletinin kapsamı içinde kaldığına dair davranışı, kefilin ödeme ile birlikte kanundan ötürü teminatlara sahip olacağına ilişkin yasal düzenlemeye ve sözleşmeye aykırıdır. Davacının 3.6.2008 tarihli ve aynı gün tebliğ edilen ihtarnamesiyle davalı BK 499. Maddesi gereği “alacaklı borcu ödeyen kefilin borçluya rucu hakkını kullanmaya ve elinde Bulunan rehinleri nakte tahsile medar olabilecek senetleri ona teslime mecburdur” yasal düzenlemesine aykırı davranmıştır. BK 501.maddesi gereğince de kefil tarafından borç eda edilince alacaklı haiz olduğu teminatı ita ve nakilden imtina ettiği için kefil kefaleten kendiliğinden kurtulur. Şayet ödeme yapmışsa ödediği bedeli istirdat edebilir. (Türk Hukukunda ve Bankacılık Uygulamasında kefalet Prof Dr. Seza Reisoğlu Ağustos 1992 sayfa 200)
Davalı 11.6.2008 tarihli cevabı ihtarda devir temlik masrafları ödendiğinde temlike hazır olduğunu bildirmişsede davalı kefilin ödeme yapması üzerine yasa gereği temlik ve devir yükümlülüğü altına girdiğinden masraflara davalı tarafça katlanılması gerektiği gibi, davacının 3.6.2008 tarihli ihtarı ile davalı 7.6.2008’de bu konuda temerrüde düşmüştür.
Bu durumda davacının kefalet nedeniyle ödediğini bedelin alacaklıdan istirdatı için BK 499 ve 501. maddede öngörülen koşullar gerçekleştiği gözetilmeden yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı lehine BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 15.2.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.