YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13321
KARAR NO : 2010/18015
KARAR TARİHİ : 23.12.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat, tapu iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile kardeş olduklarını, dava dışı diğer kardeşi ile birlikte, anne babaları sağ iken onlarında katılımı ile 26.4.1984 tarihli adi ortaklık sözleşmesi düzenlendiğini, ailenin sahip olduğu tüm taşınmaz mallarda, kendisinin % 16,davalının ve dava dışı kardeşinin % 42 oranda ortak olacağının kararlaştırıldığını, erkek kardeşlerinin babalarının sağladığı sermaye ile inşaat şirketi kurarak, yine ailenin üçüncü şahıslarla malik oldukları taşınmazlar üzerine kat karşılığı inşaatlar yapıldığını, bunlarında adi ortaklığa ait olduğunu ancak payının gözetilmediğini, satışında da para ödenmediğini bildirerek ortaklık payının cezai şart alacağı ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş,birleşik davasında da yine adi ortaklığa ait olupta davacı adına tapuda kayıtlı taşınmazların bu sözleşmeye güvenerek davalıya bedelsiz devrettiği halde bunların satışı nedeniyle de pay verilmediğini bildirerek bu taşınmazlar yönünden de tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde ortaklık payının tahsilini talep emiştir.
Davalı adi ortaklık sözleşmesinin imzalandığını ancak yürürlüğe girmediğini, taşınmazları bedeli karşılığı satın aldığını, inşaat şirketinin ise babalarının verdiği sermaye ile iki erkek kardeş tarafından kurulmadığını,bu sözleşmeye dayanarak daha önce bir talep ve dava açma yoluna gidilmediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
2010/13321-18015
Davacı 26.4.1984 tarihli noterde onaylatılan adi ortaklık sözleşmesine istinaden ortaklık payı ve sözleşmeye uyulmaması nedeniyle cezai şart alacağının tahsili için eldeki davayı açmıştır. Davalı adi ortaklık sözleşmesi imzalandığını ancak uygulanmadığı savunmuştur. Taraflar, dava dışı kardeş Taner ile anne babalarının imzaladığı 26.4.1984 tarihli ortaklık sözleşmesi uyarınca, 1.madde kapsamındaki mallar kapsam dışı bırakılarak, diğer maddelerinde çocukların ve anne babalarının üzerlerine kayıtlı taşınmazların kim adına kayıtlı olursa olsun %16 davacı, %42 şer davalı ve dava dışı Taner adına tescil olmuş gibi kabul edileceği, ortak onay ile bunların satılabileceği yada yenilerinin alınabileceği, satın alacakları yada inşaat işlerinden dolayı üzerlerine kayıtlanacak taşınmazlarında sözleşme kapsamında olduğu, kuracakları işkollarının ortaklık mevzuuna girip girmediğine de ortak onay ile karar verileceği, bu taşınmazlarla ilgili hertürlü tasarrufun yapılması ve paylaşımının bu sözleşme kapsamında olduğu belirtilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşme değerlendirildiğinde taraflar arasında BK.nun 520 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık ilişkisinin bulunduğu açıkça anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının talebi adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi olarak değerlendirilip taraf delilleri toplanmalıdır. BK.nun 538. maddesinde belirtildiği gibi tasfiye, bütün hesapların görülüp ortaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır.Ortaklık sözleşmesinde hüküm bulunduğu takdirde tasfiyenin sözleşmedeki hükümlere göre yapılması asıldır. Böyle bir hükmün bulunmaması halinde ise tasfiyenin bu defa BK.nun 539. maddesindeki sıra takip edilerek yapılması gereklidir. Dava konusu olayda sözleşmede tasfiye ile ilgili özel bir hüküm bulunmadığından tasfiyenin BK.nun 539. ve devamı maddelerine göre yapılması zorunlu olup, bunun için mahkemece öncelikle yönetici ortak olan davalıdan, kurulduğu tarihten itibaren ortaklığın tüm muhasebesi ile ilgili defterler ve ortaklıkla ilgili tüm belge ve faturaların ibrazı ile ortaklıkla ilgili hesap listesi istenilmeli, ortakların gerek tasfiye şekli gerekse hesap listesi üzerinde uyuştukları ve uyuşamadıkları noktalar saptanmalı, uyuşamadıkları noktalarda tarafların delil ve karşı delilleri sorulup toplanmalı, yönetici ortağın hesap listesi vermemesi durumunda hesap vermekten kaçındığı kabul edilmeli, bu durumda mevcut delillere göre hüküm kurulmalı, ortaklığa ait tüm gelir gider hesabı çıkarıldıktan, ortaklığın tüm aktif ve pasifi kesin olarak belirlendikten sonra ortaklığın varsa üçüncü kişilere veya kurumlara olan
2010/13321-18015
borçları ortaklığın aktifinden mahsup edilmeli, ortaklardan her birinin ortaklığa verdiği avanslarla, ortaklık için yapmış oldukları masraflar ve vermiş oldukları sermaye iade edilmeli, bundan sonra varsa kalan miktar ortaklar arasında paylaştırılmalı, tasfiye bu şekilde tamamlanmalıdır. Ortaklığın fesih ve tasfiyesi için de öncelikle dava dışı ortakların da davaya katılımı ile taraf teşkili sağlandıktan sonra, ortaklığın malvarlığının tesbiti ile az yukarıda açıklanan sırayla adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA,bozma sebebine göre davalının temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 15.60 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 21.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.