Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/14160 E. 2010/8671 K. 15.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/14160
KARAR NO : 2010/8671
KARAR TARİHİ : 15.06.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat … gelmiş, davalı tarafından gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, aralarında düzenledikleri tarihsiz sözleşme ile davalıdan bir adet trıbleks villa satın aldığını, sözleşmede villanın tamamlanarak 15.6.2003 tarihinde teslim edileceğinin kararlaştırıldığını, davalının taşınmazı teslim etmediği gibi tapuda üçüncü şahsa devrettiğini ileri sürerek şimdilik taşınmaz değeri olan 80.000TL.nin tahsilini istemiş; bilahare verdiği ıslah dilekçesi ile toplam 83.500TL.nin ödetilmesini istemiştir.
Davalı, savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, bilirkişi raporu esas alınarak davaya konu villanın raiç değeri olan 83.500TL.nin tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1.maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2.maddesinde “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3.maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve
2009/14160-2010/8671
benzeri gayri maddi malları ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek yada tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır. Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. Somut uyuşmazlıkta davacı, davalıdan harici sözleşme ile inşaat halinde satın aldığı taşınmazın tapuda devrinin verilmemesi nedeniyle raiç değerini istediğine göre mahkemece öncelikle davalının davaya konu taşınmazı dava dışı arsa sahipleriyle aralarındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesine dayanarak yüklenici sıfatı ile satıp satmadığı araştırılmalı, davalı yüklenici ise uyuşmazlığın 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığı gözetilerek davaya Tüketici Mahkemesi sıfatı ile bakılmalıdır. Bu yöndeki eksiklik giderilmeden işin esası incelenmek suretiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Mahkemece görev sorunu yukarıda açıklandığı şekilde çözüme kavuşturulduktan sonra işin esasının incelenmesi aşamasında davacı, tarihsiz ve haricen düzenlenen sözleşmeye dayanarak talepte bulunmuş; davalı ise davaya cevap vermeyerek hukuki ilişkiyi inkar etmiştir. Hal böyle olunca mahkemece davacıdan sözleşme aslı istenmeli davalıdan sözleşme içeriğine ve sözleşme altındaki imzaya itirazı olup olmadığı sorulmalı, bu yönde gerekli inceleme ve araştırma yapılmalıdır. Sözleşme altındaki imzanın davalıya ait olduğunun anlaşılması durumunda anılan sözleşmede bedel kaydı ve ödeme hususunda bir açıklık bulunmadığından davacıdan bu sözleşmeye istinaden yaptığı ödemeler mevcut ise HUMK. 288 maddesi kapsamında ödeme belgeleri istenmeli varsa bu belgelere karşı davalıdan diyecekleri sorulmalı, neticede davaya konu taşınmazın davalı tarafından yüklenici sıfatıyla satışının gerçekleştirilip bedelinin de tahsil edildiğinin anlaşılması durumunda yapılan bu sözleşme BK.162 maddesi kapsamında geçerli bir sözleşme olduğundan şimdiki gibi taşınmazın raiç değerine hükmedilmeli, davalının yüklenici olmadığı ve dayanılan sözleşmenin de tapulu taşınmazın haricen satışına ilişkin sözleşmelerden olduğu ve MK. 706, BK.213 ve Tapu Kanunu’nun 26 maddesi anlamında geçersiz olduğunun anlaşılması durumunda da davacı ancak bu geçersiz sözleşme nedeniyle ödediği bir miktar paranın (ödediğini
2009/14160-2010/8671
HUMK. 288 maddesi kapsamında yasal delillerle ispat etmek kaydıyla) aktin ifasının imkansız hale geldiği tarihteki denkleştirici … ilkelerine göre ulaşacağı değeri ister. Mahkemece, açıklanan doğrultuda inceleme ve araştırma yapılmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda birinci ve ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 15.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.