Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/8160 E. 2010/1391 K. 09.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8160
KARAR NO : 2010/1391
KARAR TARİHİ : 09.02.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Davacı, davalıya 7.500 YTL bedelle taşınmaz sattığını, davalının satış bedelini ödemediği halde, kendisine önce boş bir kağıda, sonra da boş bir senede imza attırarak takip başlattığını ileri sürerek, takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacıdan haricen taşınmaz satın aldığını, takip konusu senedin, taşınmazın tapu devri için teminat olarak verildiğini, tapu devri yapılmadığından davacının senet bedeli kadar borçlu olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, senedin sözleşmeden cayma ihtimaline karşı teminat olarak verildiği, geçersiz sözleşme nedeniyle verilen teminatın da geçersiz olduğu belirtilerek, davanın kabulüne, davacının 30.10.2003 tarihli 6.600 YTL bedelli senet nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacıya ait taşınmazın haricen davalıya satıldığı, taraflar arasında her iki tarafın imzasını taşıyan 30.10.2003 tarihli “Senet Tutanak” başlıklı sözleşmenin düzenlendiği, sözleşmenin ikinci pragrafında açıkça, “Ben satıcı…, alıcısı … okuduk imzaladık. 6.600.000.000 TL aldım….” sözlerinin yazılı olduğu, yine imzası inkar edilmeyen 30.8.2003 tanzim, 30.10.2003 vade tarihli 6.600.000.000 TL bedelli senedin, davacı tarafından 2009/8160-2010/1391
davalıya verildiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmenin feshedildiği uyuşmazlık konusu olmadığına göre bu durumda davacı, davalının … olduğu 6.600.000.000 TL’yi davalıya iade etmekle yükümlüdür. Her ne kadar davacı, parayı almadan senet ve sözleşmeyi imzaladığını iddia etmişse de, bu iddiasını yasal delillerle ispat edememiştir. Ne var ki davacı delil listesinde “sair deliller” demek suretiyle “yemin” deliline de dayanmış olduğundan, bu konuda davalıya yemin yöneltmeye hakkı bulunduğu hatırlatılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 9.2.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.