Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2010/2377 E. 2010/4343 K. 13.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2377
KARAR NO : 2010/4343
KARAR TARİHİ : 13.09.2010

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış, eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmal edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, İİK’nın 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup; icra takibine takip borçlusu davalının vâki itirazının iptâline karar verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüyle, takip konusu asıl alacağın 3.000,00 TL, işlemiş temerrüt faizi alacağının da 213,33 TL miktarları üzerinden itirazın iptâline karar verilmiş ve verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Büyükçekmece 2. İcra Müdürlüğü’nün 2003/1567 takip sayılı dosyası kapsamından; davacı şirket tarafından davalı hakkında adi takip yoluyla başlatılan icra takibinde, 4.750,00 TL asıl alacak ve 1.385,00 TL işlemiş temerrüt faizinin toplamı olan 6.135,00 TL’nın takip tarihinden itibaren %70 oranında faiziyle birlikte tahsilinin istendiği ve takip borçlusu davalının süresinde itirazı sonucu takibin durduğu anlaşıldığı gibi; itirazın iptâli davasının da yasal süresi içinde açıldığı tespit olunmuştur.
Davacı şirket, Beylikdüzü’nde bulunan 204 ada 11 parsel sayılı olarak tapuya tescilli taşınmaza zemin etüdü yapılması sebebiyle 250,00 TL; Gürpınar’da bulunan 790 ada 7 parsel sayılı olarak tapuya tescilli sanayi arsasına mimari ve statik projelerinin yapılması nedeniyle de 4.500,00 TL alacaklı olduğunu ve alacak toplamına 1.385,00 TL temerrüt faizi tahakkuk ettirildiğini ileri sürerek toplam 6.135,00 TL alacağın davalıdan tahsilini istemiş; davalı taraf ise, yanlar arasında akdî ilişki kurulmadığını, kendisi tarafından bedeli dava konusu yapılan işlerin davacıya yaptırılmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Takip ve dava konusu miktara göre HUMK’nın 288 ve izleyen maddeleri hükümleri uyarınca, yanlar arasında akdî ilişkinin kurulmuş olduğunu ve bedeli uyuşmazlık konusu işlerin davacı şirket tarafından yapımına ilişkin sözlü sözleşme yapıldığını davacının yasal ve yazılı delillerle kanıtlaması zorunludur. Karşı tarafın açık onayı bulunmadıkça HUMK’nın 289; “yazılı delil başlangıcı” niteliğinde bir belgeye dayanılmadıkça da aynı Yasa’nın 292. maddeleri gereğince yanlar arasında akdî ilişkinin kurulmuş olduğunun kanıtlanabilmesi için tanık deliline dayanılamaz. Somut olayda da davacı, yazılı delil başlangıcına dayanmadığı gibi, akdî ilişkinin kurulmuş olduğunun kanıtlanabilmesi için de “tanık deliline” davalı, onay vermemiştir. Davacı taraflar arasında sözleşme yapıldığını “taraf yemini” delili ile kanıtlayabilme olanağına sahip ise de; davacının dava dilekçesi ve delil listesi incelendiğinde yemin deliline dayanmadığı anlaşıldığından, mahkemenin de davalı tarafa yemin önerebileceği hususunu hatırlatma ödevi bulunmamaktadır.
Mahkemece, 14.10.2002 tarihli fesih sözleşmesi sebebiyle yanlar arasında sözleşme yapılmış olduğunun kabulünün ve istenebilecek iş bedeli tutarının 3.000,00 TL olabileceğini bildirir bilirkişi kurulu raporu hükme esas alınarak yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Çünkü, 14.10.2002 tarihli ve “karşılıklı fesih sözleşmesi” başlıklı sözleşme, davalı ile dava dışı Yasam Yapı Denetim Ltd.Şti. arasında düzenlenmiş olduğu gibi; 204 ada 10 parsel sayılı taşınmazla ilgilidir. Kaldı ki, yapıldığı iddia olunan projelerin de davalıya teslim olunduğu davacı tarafça yasal delillerle kanıtlanamamıştır. Tüm bu sebeplerle kanıtlanamayan davanın reddi yerine; mahkemece, yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamış ve kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan sebeplerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davalı yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 13.09.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.