Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2010/2925 E. 2010/5139 K. 11.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2925
KARAR NO : 2010/5139
KARAR TARİHİ : 11.10.2010

Mahkemesi :Sulh Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup davacı yüklenici ödenmediğini iddia ettiği iş bedelinin tahsili için başlattığı icra takibine vâki itiraz üzerine itirazın iptâli, takibin devamı ve %40 icra inkâr tazminatının tahsilini istemiş, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Davacı yüklenici vekili başlattığı icra takibinde 5.074,00 TL asıl alacak, 256,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 5.330,00 TL’nin faiziyle birlikte tahsilini istemiştir. Davalı ise savunmasında akdî ilişkiyi inkâr ederek davacıya herhangi bir borcunun olmadığını bildirmiştir. Dava konusu edilen alacak tutarı nazara alındığında istemin HUMK’nın 288. maddesi uyarınca yazılı delillerle kanıtlanması gerektiği açıktır. Davalının HUMK’nın 289. maddesi hükmünce açık muvafakati de bulunmadığından akdî ilişkinin tanıkla kanıtlanması mümkün olmadığı gibi belirtilen usule aykırı olarak dinlenilen tanık beyanlarına değer verilmesi de mümkün bulunmamaktadır. Bunun yanında davacı yan yargılamanın herhangi bir aşamasında yemin deliline de dayanmış değildir. Şu halde ibraz edilen deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacı davalı ile akdî ilişki kurduğunu, taahhüt ettiği işi bitirip teslim ettiğini yazılı delillerle kanıtlayamadığından davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, kabule göre de işlemiş faiz istemi kabul edilmediği için davalı yararına vekâlet ücreti takdiri gerektiği halde bu hususta herhangi bir hüküm tesis edilmemesi de doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 11.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.