YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10335
KARAR NO : 2010/6688
KARAR TARİHİ : 10.06.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işveren nezdinde 2000 yılının 4. Ayından itibaren çalışmaya başladığını ve bu çalışmalarının 19.11.2007 tarihine kadar devam ettiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının davalı şirkete ait iş yerinde 2000/4. ay-19.11.2007 tarihleri arasında geçen ve Kurum’a bildirilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, davacının 04.10.2002- 19.11.2007 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde hizmet akdine dayalı olarak sigortalı niteliğinde fiilen çalıştığı, 793 günlük çalışmasının Kurum’a bildirildiği, diğer çalışmalarının bildirilmediğinin tespitine, 04.10.2002 tarihinden öncesine yönelik tespit talebinin ispatlanamaması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 04.10.2002 tarihinde …unvanlı ( …) sicil nolu iş yerinde işe girdiğine dair imzalı bildirgenin 02.10.2002 tarihinde Kurum’a verildiği,10.11.2006 tarihinde yeniden işe girişinin olduğu, 05.12.2003 ve 30.11.2007 tarihlerinde işten çıkışlarının hizmet cetvelinde görüldüğü, davalı iş yerinde; 04.10.2002-05.12.2003 tarihleri arasında 423 gün , 10.11.2006-30.11.2007 tarihleri arasında 381 gün kesintisiz çalışmasının olduğu,01.03.2000-10.05.2000 tarihleri arasında 66 gün ve 22.06.2000-16.08.2000 tarihleri arasında 54 gün başka işyeri çalışmasının bulunduğu, 2004/7,8. ay ile 2006/11. ay-2007/11. ay arası dönem bordrolarının ve 2006-2007 yıllarına ait ücret bordrolarının geldiği, bordrolarda davacının hizmet cetvelinde görülen kadar çalışmasının olduğu,davalı işyerinin 01.11.1996 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı,halen faal olduğu anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, 16.08.2000-19.11.2007 tarihleri arasında Kurum’a bildirilmeyen süreler yönünden fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasa’sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kurum’a verilmesi zorunlu belgelerdir.
506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge veya yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması koşuluyla, bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken komşu işyerleri kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kim diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda ; mahkemece davacının 16.08.2000 tarihine kadar başka işyeri çalışması bulunduğu nedeniyle bu tarih öncesine yönelik talebin reddedilmesi doğrudur. Ancak 16.08.2000-19.11.2007 tarihleri arasında Kurum’a bildirilmeyen sigortalılık sürelerinin tesbiti yönünden açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan uyuşmazlık konusu dönemin tamamında çalışması bulunan bordro tanıkları yada kayıtlara geçmiş komşu iş yeri sahibi veya çalışanı oldukları belli olmayan tanıkların beyanı ile yetinilerek sonuca gidildiği ortadadır. Bir başka anlatımla dinlenen tanıklardan aynı iş yerinde 2004/7,8. ay ile 2006/11. ay-2007/12. ay arası çalışması bulunan … ve 08.04.2002 tarihinde işe girişi görülen … dışındaki tanıkların resmi kayıtlara geçmiş bordro tanığı ya da komşu iş yeri tanığı olup olmadığı yöntemince araştırılmadan sonuca gidilmiş olması doğru değildir.
Yapılacak iş; 17.08.2000-04.10.2002 ve 06.12.2003-10.11.2006 tarihleri arasına yönelik tesbit talebi yönünden, bu dönemlere ilişkin dönem ve ücret bordrolarını getirtmek, dinlenen tanıkların SSK hizmet cetvellerini davalı Kurum’dan istemek,komşu işyeri tanığı olduğunu beyan eden tanıkların belgelerini getirtmek, tanıkların bordro tanığı olup olmadıklarını tesbit etmek, talep edilen dönemin tümünde davacı ile birlikte çalışan bordro tanıkları veya komşu işyeri tanıkları değillerse, dönem bordrolarında kayıtlı tanıklar saptanarak bunların bilgilerine başvurmak, bordrolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya beyanları ile yetinilmediği takdirde, zabıta, maliye ve meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tesbit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının ve davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının temyiz edenlerden davacı ve davalılardan …’e iadesine, 10.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.