Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/12005 E. 2010/11674 K. 28.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12005
KARAR NO : 2010/11674
KARAR TARİHİ : 28.10.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 28.07.2009 gününde verilen dilekçe ile tapuda babasının soyadının eklenmesi, babasının adının düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 20.05.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, murisi babası … … oğlu …’ın dava konusu Kalecik ilçesi, … köyü 1090, 1095, 46, 1228, 51, 394, 786, 813, 67 parsel sayılı taşınmazlarda yazılı bulunmayan soyadının “…” olarak ilavesi suretiyle tapu kayıtlarının düzeltilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün davalı idare tarafından temyizi üzerine Dairemizin 09.12.2009 tarihli 2009/13249 esas, 2009/13820 karar sayılı ilamıyla karar bozulmuştur.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda 67 parsel yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, dava konusu diğer parseller yönünden kararın kesinleşmiş olduğu gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Hükmü, davalı idare vekili temyiz etmiştir.
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388. maddesinde belirtilmiştir. Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Aynı kural Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 389. maddesinde de tekrarlanmıştır. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır, hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz. Bozma kararı ile ilk hüküm hayatiyetini ve ifa kabiliyetini yitirir. (Hukuk Genel Kurulunun 10.09.1991 gün 281-415 ve 25.9.1991 gün 355-440 sayılı kararları ).
Bozma kararından sonra bozmaya uyularak verilen hüküm yeni bir hükümdür. Bozmaya uyularak tesis edilen hükmün, tüm istekleri karşılar şekilde yeniden yazılması gerekir. Mahkemece bu yön gözetilmeden hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Hükmün açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 28.10.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.