YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/13741
KARAR NO : 2010/3723
KARAR TARİHİ : 23.03.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın .. yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan her iki tarafın bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 459.00 TL. kalan harcın davalıdan alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, 23.3.2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Davacı taşınmaza ipotek tesisi için davalı …’a vekalet verdiğini, ancak vekalet görevinin kötüye kullanılarak taşınmazının el ve işbirilği içinde diğer davalıya devredildiğini ileri sürerek, taşınmaz tapusunun iptaline, olmaz ise tazminata karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında verdiği ıslah dilekçesi ile de taşınmaz değerinin tahsilini istemiştir.
Davalılar zamanaşımı ve esastan davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 10.000 TL üzerinden davanın kabulüne, ıslah ile 2009/13741-2010/3723 talep edilen miktar yönünden davanın reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
Yukarıda da kısaca özetlendiği gibi dava, vekalet görevinin kötüye kullanılmasından kaynaklanan tapu iptali veya tazminata ilişkindir. Hemen belirtmek gerekir ki, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 9.10.1996 tarih 1996/1-670 sayılı kararında da benimsendiği gibi, vekalet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle açılan gerek iptal ve tescil gerekse buna bağlı tazminat davaları hiç bir süreye bağlı değildir. vekil eden dilerse sözleşmenin feshini dilerse zararın tazminini isteyebilir. Bu itibarla davanın kısmen zamanaşımı yönünden reddi doğru değildir. Bir an aksi düşünülse bile, davacı davasını tam ıslah ederek tazminat talebinde bulunduğuna ve asıl davanın süresinde açıldığı kabul edildiğine göre tam ıslah edilen davanın zamanaşımı nedeniyle reddi mümkün olmadığı gibi, davalıların eylemi suç olduğuna göre olayda ceza zamanaşımınında uygulanmaması ve yine vekilin sorumluluğuna ilişkin dava zamanaşımının vekil edenin durumu öğrenme tarihinden başlayacağının gözetilmemesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Bu nedenlerle yerel mahkeme kararının bozulması gerekirken, aksi yöndeki sayın çoğunluk kararına katılamıyoruz.