Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2010/7879 E. 2010/9004 K. 23.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7879
KARAR NO : 2010/9004
KARAR TARİHİ : 23.09.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı tarafından, davalı aleyhine 23.10.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında isim tashihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 22.04.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı …, Antalya ili, Kaş ilçesi, … köyünde kaim … ada … parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında “…” şeklinde yer alan isminin nüfus kayıtlarına uygun şekilde “…” olarak tashihini istemiştir.
Davalı idare, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın, davacının dedesi “ölü …” adına tespit ve tescilinin yapıldığı, tanık …’ın beyanlarının da bu yönde olduğu gerekçe gösterilerek, mülkiyet nakline yol açılabileceği kanaatine varıldığından davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı eksik araştırma ve inceleme nedeniyle temyiz etmiştir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soyisim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Bu davalar, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan HUMK’nun 13.maddesi uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Tapuda kayıt düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun
2010/7879 – 9004
702. maddesinin son fıkrası gereğince ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan her hangi biri de tek başına tapuda miras bırakanla ilgili olarak düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu davaların, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde yetkiye dayanarak dava açan kişinin aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Sicil Müdürlüğüne husumet yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Dava konusu edilen 239 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının malik hanesinde “…” malik olarak gözükmekte olup, taşınmazın edinme nedeni tesis kadastrosu, edinme tarihi 30.01.2007 tarihi olarak yer almaktadır. Tapulama tutanağının tetkikinden ise, dava konusu taşınmazın “ölü …” adına 11.11.2004 tarihinde senetsizden zilyetlik yoluyla tespitinin yapıldığı, …’nin 1927 yılında öldüğü anlaşılmaktadır. Davayı açan …’nin nüfus kaydına göre davacı halen sağ olup,
2010/7879 – 9004
kendisi kadastro tespiti sırasında “Mustafa” olan isminin sehven “Mustan” olarak yazıldığı iddiasındadır.
Mahkemece, tapu ve nüfus kayıtları ile tapulama tutanağı getirtilmiş, zabıta araştırması yapılmış ve tanıklar dinlenmiştir. Dinlenen tanıklar … ve … “…” isimli bir şahıstan bahsetmişler, hatta tanıklardan … “…”nin davacının dedesi olup olmadığını bilmediğini dile getirmiştir. Tüm bu deliller ışığında davacının dedesi olabileceği söylenen “…” isimli bir şahsın yaşayıp yaşamadığı hususunda yeterli bir araştırma yapıldığı söylenemez. Bu aşamada mahkemece yapılması gereken iş; tapu kaydında ismi yer alan “…” isminde bir şahsın yaşayıp yaşamadığı, bilhassa nüfus müdürlüğünden sorulmalı, zabıta kanalı ile yeniden araştırma yapılmalı, tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamışsa tanıklar ve varsa tesbit bilirkişileri ile taşınmaz başında keşif yapılmalı, oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkemece eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak verilen karar bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 23.09.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.