Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/9585 E. 2010/2439 K. 01.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9585
KARAR NO : 2010/2439
KARAR TARİHİ : 01.03.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile 21.5.2004 tarihinde evlendiklerini, 14.6.2006 tarihinde boşandıklarını, evlenmeden önce taşınmaz satın alırken yurtdışından banka havalesi ile davalıya aralıklarla toplam 10.145.00 İsviçre Frangını borç olarak gönderdiğini, ancak davalının bu parayı geri ödemediğini ileri sürerek, bu bedelin davalıdan yasal faizi ile tahsilini istemiştir.
Davalı, davacıdan ödünç para almadığını, borcu olmadığını, davacının talimatı ile onun nam ve hesabına piyasalara olan borcunu ödediğini, davacının bunlar ve elden verdiği borç para karşılığında para gönderdiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının 3.4.2003-29.6.2004 tarihleri arasında 10.145.00 İsviçre Frangı’nı davalıya gönderdiği, 1.725 İsviçre Frangı 29.6.2004 tarihinde evlilik birliği içinde gönderildiğinden 4787 Sayılı Kanun Kapsamında Aile Mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesi ile görevsizliğine, kalan 8.420 İsviçre Frangından davacı nam ve hesabına yapılan 2.560 İsviçre Frangı davalı ödemesi mahsubu ile bakiye kalan 5.860. İsviçre Frangı’nın davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Usul Hukuk Bakımından:
HUMK’nun 74 ve devamı maddeleri ile 4.6.1958 gün 15/6 sayılı Y.İ.B kararında vurgulandığı gibi bir davada dayanılan maddi vakıalar açıklamak taraflara, bu maddi vakıaları hukuken nitelendirmek, uygulanacak yasa maddelerini arayıp bulmak ve doğru olarak yorumlayıp uygulamak da hakimin görevidir. Diğer bir anlatımla; hakimin, bir davada sadece tarafların ileri sürdükleri maddi vakıalar ve neticei taleplerle bağlı olduğu, dayanılan kanun hükümleriyle ve tarafların tavsifleriyle bağlı olmadığı, sonuç olarak da kanunları resen uygulamakla yükümlü bulunduğu öğreti ve uygulamada tartışmasız kabul edilmektedir.
Somut olayda; davacı, davalıdan ödünç sözleşmesinden dolayı alacaklı olduğu 10.145 İsviçre Frangı’nın tahsilini istemiştir. Böylece davanın Borçlar Kanunu’nun karz hukuki ilişkisine dayalı genel hükümlere göre çözülmesi gereken alacağın tahsili istemi olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, iddia ve savunmanın yanılgılı değerlendirilmesi sonucu uyuşmazlığın “4787 Sayılı Kanun kapsamında alacak” olarak nitelendirilip yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir. Bozma nedenidir.
2-Esas yönünden;
Davacının banka havalesi ile aralıklarla davalıya 10.145.00 İsviçre Frangı para gönderildiği ve davalının da bu parayı aldığı ihtilafsızdır. Davacı bu parayı evlenmeden önce davalı taşınmaz satın alırken borç olarak gönderdiğini ileri sürmesine rağmen davalı da paranın davacının talimatı ile piyasaya olan borçlarının davacı nam ve hesabına ödenmesi ve elden verdiği para karşılığında gönderildiğini paranın borç olarak gönderilmediğini savunmuş ve ödeme makbuzlarını da davalı ibraz etmiştir. Bu ödemelerin davalı tarafından davacı nam ve hesabına yapıldığı mahkemenin de kabulünde olduğu gibi bu ödemelere ilişkin mahkemenin red kararını temyiz etmeyerek davacı da bu hususu kabul etmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki havale bir ödeme vasıtası olup, var olan bir borcun ödendiğini gösterir. Bu karinenin aksini havaleyi gönderen şahsın ispat etmesi gerekir. Davalı parayı aldığını ancak bu paranın davacının borcunun ödenmesi ile elden verildiği para karşılığı olduğunu savunmak suretiyle gerekçeli inkarda bulunmuştur. Öte yandan banka dekontlarında paranın borç olarak gönderildiğine dair bir açıklamanın bulunmadığı da tarafların kabulündedir. Davacı yargılama aşamasında dosyadaki belge (havaleler dışında) başka yazılı delili bulunmadığını, davalıya da “yemin” teklif etmeyeceklerini bildirmiştir.
Açıklanan bu yönler birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle ve yazılı şekilde kabul kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklana nedenlerle; temyiz olunan hükmün 1 ve 2.bent gereğince davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 1.3.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.