Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/5255 E. 2010/3267 K. 16.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5255
KARAR NO : 2010/3267
KARAR TARİHİ : 16.03.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, hayvancılık işi ile uğraşmakta olup, Tarım Kredi Kooperatifinde memur olarak çalışan davalının, kendisine yardımcı olacağını belirterek, … Bankasından besicilik kredisi çekmeye ikna ettiğini, çekilen 28.935 YTL’lik krediyi kendisi alıp, paranın sadece bir kısmı ile dana aldığını, beslediği 6 adet danayı da kesimciye götürüp kestirdiğini, bedeli olan 11.027.-YTL’yi de iade etmediğini, bu miktarla, krediden geriye kalan miktarın toplamı olan 19.277 YTL üzerinden davalıdan alacaklı olduğunu, alacağının ödenmesi için göndermiş olduğu ihtara ise cevap verilmediğini ileri sürerek, 19.277 YTL’nin, davalıya kredinin verilme tarihi olan 01/11/2005 tarihinden itibaren … Bankasınca besicilik kredisine uygulanan faiz oranı üzerinden işleyecek faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının vermiş olduğu vekaletle, davacı adına 28.500 TL besicilik kredisi aldığını, kredinin 23.500 YTL’lik miktarı ile davacı adına 20 adet büyükbaş hayvan satın aldığını, 5.000 YTL de davacıya ait ahıra harcama yaptığını, davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın para alacağına ilişkin olup, davada ispat yükünün de davacıda olduğu, ancak davacının davalıdan alacaklı olduğunu ispat edemediği belirtilerek, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
HUMK.nun 76. maddesi gereğince davada maddi olguların açıklanması taraflara, ileri sürülen maddi olguların hukuki nitelendirilmesi ve uygulanacak yasa maddelerinin tespit
2009/5255-2010/3267
edilmesi ise hakime ait bir görevdir. Dava konusu olayda davacı, kendisinin nam ve hesabına besicilik kredisi alan davalının, kendi yararına kullanması gereken kredinin bir kısmının hesabını veremediğini iddia ederek, alacak talebinde bulunmuş olup, dava, hukuki niteliği itibariyle vekalet sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Borçlar Kanununun 390. ve 392. maddelerine göre vekil, müvekkiline karşı vekaleti iyi bir suretle ifa ve hesap verme ile mükellef olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık da, Borçlar Kanununun 392. maddesine dayanan “vekilin hesap verme yükümlülüğü” ile ilgilidir. Bu itibarla davada ispat yükü, mahkemenin kabulünün aksine davacıya değil, davalı vekile aittir. Mahkemece, “davanın sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davası” olduğu ve ispat yükünün de davacıya ait olduğu belirtilerek, taraflar arasındaki ilişkinin hukuki tavsifinde hataya düşülüp, ispat yükü ters çevrilmek suretiyle, “davacının, alacaklı olduğunu ispat edemediğinden” bahisle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarda aqçıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 16.3.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.