Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/14252 E. 2012/14009 K. 10.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14252
KARAR NO : 2012/14009
KARAR TARİHİ : 10.09.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, emekli maaşına konulan haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R
Dava; … Suni Gübre Ltd. Şti.’nin ortak ve yöneticisi olan davacının bu şirketin kurumlar vergisi borcu nedeni ile emekli maaşına konulan haczin kaldırılması istemine ilişkindir.
Mahkemece; davanın reddine karar verilmiştir.
Görev konusu, kamu düzeni ile ilgili olup, mahkemelerce yargılamanın her aşamasında re’sen ele alınması gereken bir husustur.
Davaya İş Mahkemesinde bakılmış ise de bu davadaki önsorun davanın hangi yargı yoluna tabi olduğu noktasındadır.
Uyuşmazlık, takip hukuku anlamında borçlunun haczedilmezlik iddiasına ilişkindir. Davacının ortağı ve yöneticisi olduğu şirketin vergi borcu nedeniyle Kütahya … tarafından 6183 sayılı Yasa’ya tabi olarak takip başlatılmış davacının almakta olduğu yaşlılık aylığı üzerine haciz konulması için SGK’na haciz bildirisi gönderilmiş, haciz bildirisi üzerine SGK tarafından yaşlılık aylığı üzerine haczi uygulanmıştır. Yapılan takibin alacaklısı Vergi Dairesi, borçlusu ise davacıdır. Davada davalı olarak da Vergi Dairesi gösterilmiştir. SGK ise sadece alacaklı tarafından konulan haczi uygulamakla yükümlü olan talimat mercii konumundadır.
Vergi daireleri ile mükellefler arasında 6183 sayılı Yasa hükümlerinin uygulamasından doğan uyuşmazlıklarda vergi dairelerince tesis edilen işlemler idari işlem niteliğinde olduğundan, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri nedeniyle hukuka aykırı olduklarından bahisle iptalleri için açılacak davalar 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu gereğince idari yargı yerinde (vergi mahkemesinde) çözümlenecektir. Vergi daireleri ile mükellefler arasındaki uyuşmazlık idari yargı yerinde (vergi mahkemesinde) giderilmedikçe adli mahkemeler idareyi bağlayıcı bir eylem ve işleme zorlayıcı nitelikte karar veremezler.
İş Mahkemeleri, 5521 sayılı Kanun ile kurulmuş olan istisnai nitelikte özel mahkemelerdir. 506 sayılı Yasanın 134. maddesi ve 5510 sayılı Yasanın 101. maddesi, anılan yasaların uygulanmasından doğan uyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görüleceğini kurala bağlamıştır. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Yasası’nın 1. maddesinde, iş mahkemelerinin görev alanı belirlenmiş olup İş Yasası’na göre işçi sayılan kişilerle işverenler arasında hizmet akdinden veya İş Yasası’na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk (iş) davaları ile sendikaların açacakları ve bu sıfatla aleyhlerine açılacak hukuk davalarına; Sosyal Güvenlik Kurumu ile sigortalılar veya yerine kaim olan hak sahipleri arasındaki uyuşmazlıklardan doğan itiraz ve davalara bakılacağı öngörülmüştür. 05.12.1977 tarih, 4/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda belirtildiği gibi mahkemelerin görevi kamu düzeni ile ilgili olup kıyas veya yorum yolu ile genişletilmesi veya değiştirilmesi mümkün değildir. İş Mahkemeleri özel kanunla kurulup görevleri istisnai nitelik taşıdığından 5521 sayılı Yasa’da sınırlı olarak sayılmış dava ve uyuşmazlıklar ile diğer yasaların iş mahkemelerini görevlendirdiği dava ve işler dışındaki dava ve işlere iş mahkemelerinde bakılamaz.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında yapılan değerlendirmeye göre; davalı Kütahya …’ne yönelik açılan ve görülen inceleme konusu davada, taraflar arasındaki hukuki uyuşmazlığın çözümünde 5510 sayılı Yasa’nın uygulama yeri bulunmadığından, sözü edilen 101. madde hükümlerine göre sınırlı yetki ile donatılmış İş Mahkemesi görevli olmayıp, idari yargının görevli olduğunun belirgin bulunmasına göre, davaya bakmaya adli yargı yeri değil idari yargı yeri görevli olduğundan davanın ” yargı yolu bakımından reddine ” karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 10/09/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.