YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10921
KARAR NO : 2010/12124
KARAR TARİHİ : 04.11.2010
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 07.08.2007 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 31.05.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Davalı, 27 sayılı parselin bilirkişi krokisinde yeşil renkle boyalı yerinden geçit kurulmasına rıza gösterdiğini belirtmiştir.
Mahkemece, bilirkişinin 05.11.2009 tarihli rapor ve krokisi gözetilerek bilirkişinin 27 parsel içerisinde kırmızı ve mavi renkle boyadığı ve 3.59 metre enindeki yerden davacının 26 parseli yararına geçit hakkı kurulmuştur.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir. Davacının maliki olduğu 26 sayılı parselin mutlak geçit ihtiyacı içerisinde olduğu dosya kapsamı ile sabittir.
Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Denilebilir ki geçit kurulmasına ilişkin bu tür davalarda davacının dava konusu üzerinde tam bir tasarruf hakkı yoktur. O yüzden, uygun güzergâh saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir. Bir taşınmaz malikinin geçit ihtiyacı içersinde olan taşınmaz malikinin yapması gereken masraf sebebiyle taşınmazının ikiye bölerek ekonomik bütünlüğünün bozulması haklı bir sebep olarak kabul edilemez.
Öte yandan, yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilecekse, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Bu genel açıklamalardan sonra yapılması gereken iş; davalının beyanı da dikkate alınmak suretiyle davacının 26 sayılı parsel kapsamında kalan bilirkişi krokisinde yeşil renkle boyadığı yerden 27 sayılı parselden geçit tesis etmekten ibarettir.
Değinilen yönlerin gözardı edilmesi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 04.11.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.