YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12741
KARAR NO : 2010/13873
KARAR TARİHİ : 13.12.2010
MAHKEMESİ : Sincan Tüketici Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 29.07.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 30.06.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, yüklenicinin temliki işlemine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava reddedilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Dosyada Yer alan bilgi ve belgelerden; gerek davalı arsa sahibi kooperatif ile dava dışı yükleniciler arasındaki 16.07.2003 ve yine davalı arsa sahibi kooperatif ile davalı yüklenici şirket arasındaki 05.03.2004 tarihli sözleşmelerin adi yazılı düzenlendiği görülmektedir. Her iki sözleşmede, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleridir. Bu tür sözleşmeler, istisna (eser) sözleşmesinin bir türüdür. Bu sözleşmeyle, taraflara karşılıklı hak ve borçlar yüklenmektedir. Burada biri diğerinden farklı iki ayrı hukuki müessese vardır. Bunlardan ilki geçerliliği bir şekle bağlı olmayan inşaat yapım sözleşmesi (eser sözleşmesi) “yüklenicinin borcu”, diğeri ise kamu düzeni bakımından resmi şekilde yapılmadıkça hüküm doğurmayan taşınmaz malda pay mülkiyetinin devri “arsa sahibinin borcu”dur. Gerçekten, Borçlar Kanununun 213. ve Türk Medeni Kanununun 706.maddeleri hükümlerine göre, taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması resmi şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlıdır.
Her ne kadar, 30.09.1988 tarihli ve 2/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında tapuda kayıtlı bir taşınmaz mülkiyetini devir borcu doğuran ve ancak yasanın öngördüğü biçim koşullarına uygun olarak yapılmadığından geçersiz bulunan sözleşmeye dayanılarak açılan bir cebri tescil davasının kural olarak kabul edilemeyeceği, bununla beraber Kat Mülkiyeti Kanunun tabi olmak üzere yapımına başlanan taşınmazdan bağımsız bölümün satımına ilişkin geçerli bir sözleşme olmadan tarafların bağımsız bölüm satımında anlaşarak alıcının tüm borçlarını eda etmesi ve satıcının da bağımsız bölümü teslim ederek alıcının onu malik gibi kullanmasına rağmen, satıcının tapuda mülkiyetini devrine yanaşmaması halinde, olayın özelliğine göre hakimin Türk Medeni Kanununun 2.maddesini gözeterek açılacak tescil davasını kabul edebileceği ilkesi benimsenmişse de, somut uyuşmazlıkta davacı, ancak keşif suretiyle belirlenebilecek yüklenicinin edimlerini yerine getirdiği iddiasını keşif giderlerini karşılamak suretiyle kanıtlayamadığından, davanın reddi doğrudur.
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davacının bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA, davacı tüketici harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 13.12.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.