YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13524
KARAR NO : 2010/13939
KARAR TARİHİ : 13.12.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 09.05.2007 ve 18.06.2007 gününde verilen dilekçeler ile tapu iptali ve tescil, mümkün değilse satış bedelinin tahsili istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davacıların tapu iptali ve tescil davalarının kabulüne dair verilen 04.12.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava ve birleştirilen dava inanç ilişkisi ve muvazaa iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil istemlerine ilişkindir.
Davalı şirket, savunmada bulunmamış, diğer davalı … iyi niyetli tapu maliki olduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava kabul edilmiştir.
Hükmü davalılardan … temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Davacılar yabancı uyruklu gerçek kişilerdir. Dava konusu taşınmaz ise Belediye imar hudutları dahilinde kat irtifakı kurulmuş 4071 parseldeki A blok 3.kat 14 numaralı mesken niteliğindeki yerdir. 2644 sayılı Tapu Kanununun değişik 35. maddesine göre yabancı uyruklu gerçek kişiler ancak karşılıklı olmak ve kanuni sınırlamalara uymak koşuluyla Türkiye’de işyeri veya mesken olarak kullanılmak kaydıyla uygulama imar planı veya mevzii imar planı içinde bu amaçlara ayrılarak tescil edilen taşınmazları mülk edinebilir. Mahkemece bu husus üzerinde durulmamıştır. Bu durumda Mahkemece yapılması gereken iş, karşılıklılığın tespitinde hukuki ve fiili durum esas olacağından davacıların uyruğunda bulunduğu yabancı devlette Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına mülkiyet hakkı tanınıp tanınmadığını sorup saptamak, kısaca 2644 sayılı Tapu Kanununun 35. maddesindeki koşulların olayda oluşup oluşmadığını araştırarak bunun sonucuna uygun hüküm kurmak olmalıdır.
Değinilen yönün gözardı edilmesi suretiyle infazda sorun oluşturacak biçimde hüküm tesisi Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 389. maddesine uygun düşmemiştir.
Karar açıklanan nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, hükmün 2.bent uyarınca BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın iadesine, 13.12.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.