YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10496
KARAR NO : 2010/10664
KARAR TARİHİ : 18.10.2010
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi ve kal davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 06.07.2009 gün ve 2009/8010-8470 sayılı ilamiyle onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalılar … ve … vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, 12.12.2006 tarihli dilekçesi ile 2 sayılı parsel arsa cinsli taşınmazda müşterek paydaş olup davalıların komşu 3 parsel sayılı taşınmazdaki binalarında havalandırma boşluğunu kapatarak odalarına kattığı pencere açılmayacak yan duvara davacının yatak odalarını rahatsız edici pencereler açtığı, duvardan doğalgaz borusu çıkartıp davacının aile sağlığını tehlikeye maruz bıraktığı nedenleri ile komşuluk hukukuna aykırı tadilatın eski hale getirilmesi suretiyle müdahalenin önlenmesini istemiştir.
Davalılar vekili, binanın tamamen 3 nolu parseli sınırları içerisinde yapılmış olup davacı parsele tecavüz bulunmadığı, davacıya ait binada aynı şekilde pencere ve doğalgaz borularının bulunduğu davalının doğalgaz borusunun idare tarafından onaylanan projeye uygun olduğu, bunun iptalinin idari dava konusu olduğu, komşuluk hukukuna aykırılık bulunmadığı nedenleri ile davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, keşfen yapılan incelemeler sonucu davalının imar mevzuatına ve yönetmeliğine aykırı olarak davacı binasına bakan yönde bulunan pencerelerin ve doğalgaz baca çıkışlarının sağlığı tehlikeye düşürecek şekilde yapıldığı davalı binasının nizalı cephesinin imara uygun hale getirilmesi gerektiği nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar vekili temyiz etmiştir.
Dairemizce 06.07.2009 tarihinde hükmün onanmasına karar verilmiştir.
Davalılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Türk Medeni Kanununun 683. maddesi; “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir” hükmü ile malikin mülkiyet hakkını hukuksal sınırlar içinde kullanabileceğini düzenlemiştir.
Anılan kanunun taşınmaz mülkiyet hakkının kısıtlamalarını düzenleyen “komşu hakkı” bölümünde “kullanım biçimi” başlığı altında yer alan 737. maddesi; “Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkilerini kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür. Özellikle; taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel âdete göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan duman, buğu, kurum, toz, koku çıkartarak, gürültü ve sarsıntı yaparak rahatsızlık vermek yasaktır. Yerel âdete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan denkleştirmeye ilişkin haklar saklıdır” hükmü ile de malike, mülkün kullanılmasında komşuya zarar verecek taşkınlıklardan sakınma ödevi yükleyerek, yasal kısıtlamalardan birisini düzenlemiştir.
Taşkınlıktan amaç ise, komşuluğun olağan hoşgörü sınırlarını aşan ve komşunun kendisi ve ailesi ile taşınmazı zararına aşırı derecede etkili olabilecek iş ve eylemlerdir. Bu eylemlerin saptanmasında, taşınmazın bulunduğu yerin kullanma amacının, niteliğinin, konuya ilişkin düzenlemelerin ve yasal boşluk bulunması halinde mahalli örf ve adetlerin göz önünde tutulması gereklidir. Bu tür uyuşmazlıkların çözümünde hâkim, gerek zararı saptama, gerekse zararı giderici önlemleri bulma yönünden her somut olayın özelliğini gözetmek, tarafların yarar zarar dengelerini değerlendirmek durumundadır.
Komşuluk hukukunun öngördüğü sınırları aşan kullanım halinin saptanması halinde ise, mahkemece kurulacak hükümde zararlı davranışın giderim şeklinin ve taraf yükümlülüklerinin açıkça gösterilmesi zorunludur.
Bu ilkeler ışığında somut olaya gelince;
Gerçekten, bir inşaatın imar planına uygun düşücek şekilde yapılmaması soyut olarak (sadece bu haliyle) komşuluk hukukuna aykırı davranma anlamında yorumlanamaz. İmar mevzuatına aykırılık başla başına pencerenin kapatılması için gerekçe yapılamaz(HGK’nun 11.11.1987 gün, 1-148/823 sayılı kararı). Bu nedenle yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda konunun uzmanı olan bilirkişiye inceleme yaptırılarak nizalı pencerelerin davacıya ait taşınmaz üzerinde zarar verici ve normal ölçülere göre çekilmez sayılabilecek ne gibi etkilerde bulunabileceğinin saptanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Diğer yandan onaylanmış idari projesine uygun olduğu belirtilen doğal gaz baca çıkışlarının sebebini teşkil eden idari karar hukuki varlığını koruduğu sürece eski haline getirilmesi isteminin dinlenmesine olanak yoktur. Açıklanan nedenlerle kararın bozulması gerekirken onama ilamının maddi hataya dayandığı açıktır. HUMK’nun 440/III-2 maddesine göre, istisnaları hariç olmak üzere, sulh hukuk mahkemesi kararları karar düzeltmeye tabi değil ise de; maddi hata kazanılmış hak kuralının istisnalarından olup Yargıtay uygulamalarında kabul edilmiştir. Hükmün tüm bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 06.07.2009 tarih 2009/8010 Esas – 2009/8470 Karar sayılı onama ilamının KALDIRILARAK, yerel mahkemenin hükmünün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine, 18.10.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.