YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7665
KARAR NO : 2012/8520
KARAR TARİHİ : 21.05.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, meslek hastalığı sonucu ölümünden doğan manevi tazmiantın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, meslek hastalığı sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece; davacıların murisinin yakalandığı meslek hastalığı nedeniyle maddi tazminat talebinde bulunduğu, manevi tazminatına ilişkin bir talebinin olmadığı, bu nedenle davacıların da, ölenin yakalandığı meslek hastalığı nedeniyle manevi tazminat talep edemeyecekleri gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş olup bu karar süresinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacıların murisinin, 29.3.1983 – 13.9.2005 tarihleri arasında davalı işyerinde kalıplama bölümünde çalıştığı, burada kumu özel tahta kalıplara dökerek döküm kalıpları elde ettiği, davacının meslek hastalığına yakalandığı, bu nedenle de iş gücü kaybı oluştuğunun İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesi ile Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesinin raporları ile sabit olduğu, İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesinin 22.5.2007 tarihli mütalasında; “sigortalının ölümünün pnömonkonyoz meslek hastalığı ve komplikasyonlarından olduğununun” belirtildiği, 30.7.2003 tarihli iş müfettişi raporunda; işyerinde meslek hastalığı meydana gelmesinde davalı işverenin % 90 oranında kusurlu olduğu, % 10 oranında da kaçınılmazlık olduğunun anlaşıldığı, SGK’nın sigortalıya maluliyeti nedeniyle gelir bağladığı, daha sonra kusurlu olduğunu belirttiği davalı işveren aleyhine dava açarak faizi ile tahsilini talep ettiği, Kartal 1. İş Mahkemesinin 2004/316 E. sayılı dosyasında görülen davada alınan bilirkişi heyeti raporunda meslek hastalığının oluşumunda davacının % 90 oranında kusurlu olduğu, olayda % 10 kaçınılmazlık bulunduğunun belirtildiği, bu bilirkişi raporuna dayanılarak verilen kabul kararın Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin incelemesinden geçerek 6.4.2009 tarihli ilam ile onandığı görülmüştür.
Uyuşmazlık, murisin sağlığında manevi tazminat talebinde bulunmaması nedeniyle mirasçılarının manevi tazminat talebinde bulunup bulunmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Ölüm hallerinde manevi tazminatın yasal dayanağı BK. 47. maddedir. Buna göre “Hâkim, hususi halleri nazara alarak cismani zarara düçar olan kimseye yahut adam öldüğü takdirde ölünün ailesine manevi zarar namiyle adalete muvafık tazminat verilmesine karar verebilir.” Manevi tazminata hükmedebilmek için ortada bir manevi zarar olmalıdır. Manevi zarar, malvarlığı dışında kalan değerlerin yani kişi varlığı değerlerinin zedelenmesi sonucu doğan rahatsızlık, duyulan elem ve acı (ızdırap) olarak gözükmektedir. Manevi tazminat ise, zarar görenin kişi varlığı değerlerindeki zedelenme sonucu oluşan elem ve acının (rahatsızlığın) genellikle ödenen bir tazminatla değerlendirilmesinden ibarettir. Ölüm halinde bundan çok ciddi surette elem duyacak kimseler vardır. Manevi tazminat isteyecek olan kimseler, ölümden son derece üzüntü ve elem duyan kimselerdir. Ölümden hakikaten elem duyacak olanlar ölünün yakınlarıdır.
Ölenin, davacılardan Nazmiye’nin eşi, diğer davacıların da babası olduğu, 22 yıl 6 ay davalı işyerinde çalıştığı ve meslek hastalığına yakalandığı, 46 yaşında meslek hastalığına bağlı olarak öldüğü, işverenin kusurlu olduğu, davacıların manevi tazminat talep ederken hem murisin hastalığı döneminde çektiği acılar, hem de murisin meslek hastalığına bağlı olarak vefatı sebebine dayandığı anlaşılmaktadır.
Davacıların, murislerinin ölümü nedeniyle elem ve acı çektikleri, buna göre manevi zararlarının olduğu, bu nedenle açılan manevi tazminat davasının haklı olduğu ortadadır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yapılacak iş; davacıların manevi zararlarına karşılık uygun bir manevi tazminata hükmederek karar veremekten ibarettir.
O halde davacıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine 14/05/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.