YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13360
KARAR NO : 2010/14220
KARAR TARİHİ : 17.12.2010
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 07.04.2010 gününde verilen dilekçe ile tersimat hatasının düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 18.06.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, 935 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksik yazıldığını ileri sürerek düzeltilmesini talep etmiştir.
Mahkemece dava kabul edilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir.
Dava, kayıttaki yüzölçümü ile taşınmazın gerçek yüzölçümü arasındaki farklılığın giderilmesi istemiyle açılmıştır.
Çapa bağlanmış taşınmaz malların yüzölçümü kural olarak çap kaydının uygulanması ile belirlenir. Ancak, taşınmazın kadastro tespiti sırasında veya sonradan yapılan işlemler nedeniyle ölçü, tersimat ve hesaplamalardan doğan fenni hatalar ve bundan kaynaklanan yüzölçümü hatası varsa bunun düzeltmesi 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41. maddesine göre re’sen veya ilgilinin müracaatı üzerine kadastro müdürlüğünce yapılabilir. Kadastro müdürlüğünün yaptığı işlem üzerine bu işlemin iptali için de sulh mahkemelerinde dava açılma olanağı vardır.
Somut olayda ise; davacı tarafından anılan yasanın 41.maddesine dayanılarak işlem yapılmak üzere kadastro müdürlüğüne başvurulmamış, doğrudan mahkemede dava açılmıştır. Yasada öngörülen işlem basamakları yerine getirilmeden doğrudan açılan davanın dinlenme olanağı yoktur. Mahkemece, açıklanan bu hususlar ve HUMK’nun 7. maddesi hükmü gözetilerek idari makamın görevine giren bir iş kendisine arz olunduğundan davanın yargı yeri nedeniyle reddine karar verilmelidir. Ancak, mahkemece kadastro müdürlüğünce işlem yapılmadan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41.maddesine dayalı dava açılamayacağı, bu nedenle de davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Her ne kadar davacılar Kadastro Müdürlüğüne müracat ettiklerini, fakat taleplerinin karşılanmadığını beyan etmiş ise de kadastro müdürlüğünün taleplerini reddetmesinden sonra anılan 41. madde 5304 Sayılı Kanunun 9.maddesi ile değiştirilmiş ve uygulama yönetmeliği de çıkarılmış olup davacıların talebini tekrarlayarak kadastro müdürlüğünden yeniden düzeltme isteminde bulunma olanağı vardır. Bu nedenlerle mahkemenin davayı idari bir işin mahkemeye tevdi edilmesi nedeniyle reddi gerekirken yukarıda yazılı nedenlerle reddi doğru görülmemiş ise de verilen ret kararı sonuç itibariyle doğru olduğundan HUMK’nun 438/son maddesi uyarınca hükmün gerekçesinin ve hüküm fıkrasının değiştirilerek ve düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının gerekçesinin değiştirilmesine, hüküm fıkrasının 1.maddesinin hükümden çıkartılarak yerine 1.madde olarak “İdari makamların görevine giren hususun mahkemeye arz olunduğundan davanın yargı yeri nedeniyle reddine” cümlesinin eklenmesine, kararın bu şekilde DEĞİŞTİRİLEREK ve DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine, 17.12.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.