YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8029
KARAR NO : 2010/7089
KARAR TARİHİ : 02.12.2010
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; “kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratıldığı ve taşınmazın bir kısmı hakkında hüküm kurulmadığı belirtilerek kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrasının birbirine uygun olması ve taşınmazın bir bölümünün kayıt dışı kalmaması” gereğine değinilerek sair temyiz itirazları incelenmemiştir. Mahkemece Yargıtay bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, çekişmeli taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile 101 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 1/3 er pay itibari ile …, … ve … mirasçıları adına, 101 ada 4 parsel sayılı taşınmazın bilirkişi rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen bölümünün 1/3 er pay itibari ile …, … ve … mirasçıları adına, kalan bölümün tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu 101 ada 3 sayılı parsel yönünden davacılar yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesindeki zilyetlik ile kazanma koşullarının gerçekleştiği, 101 ada 4 sayılı parselin ise bir bölümünün davacıların dayanağını oluşturan tapu ve vergi kaydının kapsamında kaldığı kabul edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Gerek mera araştırma ve incelemesi ve gerekse davacıların dayanağını oluşturan tapu ve vergi kaydının uygulaması yöntemince yapılmamıştır. Sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, öncelikle davacı tarafın dayanağını oluşturan Mart 1307 tarih, 657 nolu sicilden gelen Nisan 322 tarih, 62; Temmuz 1954 tarih, 85 nolu ve Ağustos 1928 tarih, 10 nolu tapu kayıtlarında kayıt miktarının 1 dönümden 15 dönüme çıkarılış nedeni araştırılarak bu artırımın yasal dayanağının bulunup bulunmadığı ilgili mercilerden sorulmak sureti ile buna ilişkin belge ve bilgiler dosya arasına getirtilmeli, dosya tamamlandıktan sonra taşınmaz başında yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek 3 kişilik yerel bilirkişi ile aynı yönteme göre belirlenecek zilyetlik tanıkları ve 3 kişilik zirai bilirkişi ve harita mühendisi ve kadastro fen elemanından oluşan bilirkişi kurulu huzuruyla keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20. maddesi hükmü uyarınca dayanılan tapu kaydı ve davacıların dayanağı 1937 tarih ve 77 tahrir nolu vergi kaydı yerel bilirkişiler yardımı ile zemine uygulanmalı, uygulamada tapu kaydının haritası yoksa tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri esas alınmalı, tapu ve vergi kaydında tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice, bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, tapu kaydında kuzey ve güney hudutlarında okunan “… oğlu … ve … oğlu …” yerleri, vergi kaydında da güney hududunda okunan “…” yeri belirlenmek sureti ile dayanak kayıtlara kapsam tayinine çalışılmalı, kayıt uygulamasında komşu parsellerin tutanak ve dayanak belgelerinden yararlanılmalı, yine kayıtların uygulanması sırasında 101 ada 3 ve 4 sayılı parseller bir bütün olarak ele alınmalı, düzenleyeceği haritada uzman bilirkişiye tapu ve vergi kaydında tarif edilen sınır yerleri ayrı ayrı işaret ettirilmeli, davacı tarafın dayandığı aynı yere ilişkin kayıtlardan miktarı fazla olana değer verileceği düşünülmeli, mera araştırması yönünden ise yerel bilirkişiler ve dinlenmeyen tespit bilirkişileri ve taraf tanıklarından taşınmazların öncesinin ne olduğu, taşınmazlar üzerinde zilyetliğin bulunup bulunmadığı, varsa hangi tarihte ve ne zaman başladığı, zilyetliğin sürdürülüş biçimi, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, öncesinin kamu orta malı mera niteliği taşıyıp taşımadığı ve çevresinde kamu orta malı mera bulunup bulunmadığı etraflıca sorulup, maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, taşınmazların fiziksel yapısı, eğim durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin baskın olduğu mahkemece gözlenerek ayrıntılı olarak tutanağa geçirilmeli, zirai bilirkişi kurulundan arazinin eğimi, toprak yapısı, komşu parsellerle arasında doğal ya da yapay sınır veya ayırıcı unsurların bulunup bulunmadığı, bitki örtüsü, öncesinin kamu orta malı niteliğinde mera olup olmadığı ile ilgili çekişmeli taşınmazlar ile komşu parselleri mukayeseli olarak değerlendiren ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, fotoğrafçı bilirkişi aracılığı ile taşınmazları tüm yönleriyle gösterecek fotoğraflar çekilmeli ve fen bilirkişisinden keşfi ve uygulamayı izlemeye elverişli rapor alınmalı, fotoğraflar üzerinde çekişmeli taşınmazlar işaretlettirilmeli ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 02.12.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.