YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8885
KARAR NO : 2013/11641
KARAR TARİHİ : 09.09.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı aracın tek taraflı trafik kazasında hasarlandığını, davalının onayı ile aracın yetkili serviste tamir edildiğini, ancak, davalı tarafından sigorta tazminatı ödenmediğini ileri sürerek, araç hasar bedeli ve kazanç kaybı zararı olmak üzere 12.750,00 TL. maddi tazminat ile 1.000,00 TL. manevi tazminatın faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın yetki, husumet ve esas yönünden reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, kazaya ilişkin resmi bir belge ve tutanağın bulunmadığı, kazanın nasıl meydana geldiğinin anlaşılamadığı, bildirilen kaza tarihlerinde çelişki olduğu, kazanın poliçe tanziminden önce gerçekleşmiş olabileceği gerekçesiyle, ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-) Dava, Kasko Sigorta Sözleşmesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyiniyet esasına dayalı sözleşme türlerindedir.
Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesine göre gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya
2013/8885
2013/11641
aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması müsademesi devrilmesi düşmesi yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler aracın yanması çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminatı kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan TTK.nun 1282. maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir.
Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değilde, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartalırınn A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda açıklanan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, Kasko Poliçesi Genel Şartlarının B.1.5 maddesi ve TTK.nun 1292/3 maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkca aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanırsa ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.
Uyuşmazlık, rizikonun ihbar edildiği şekilde meydana gelip gelmediği, dolayısıyla hasarın sigorta teminatı dışında olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında somut olaya bakıldığında; davacı taraf sigortalı aracın karlı buzlu yolda tek taraflı trafik kazasında hasarlandığını, ihbar üzerine davalının onayı ile aracın yetkili servise çekilerek tamir edildiğini ileri sürmüş, davalı taraf ise doğru ihbar yapılmadığını, kazanın poliçeden önce meydana geldiğini ve rizikonun teminat dışında kaldığını savunmuştur.
Dosya içindeki bilgi ve belgelere göre, olaya dair resmi görevlilerce düzenlenen bir kaza tutanağı mevcut olmamasına karşın, aracın çekici ile yetkili servise çekildiği ve aracın hasarına ilişkin olarak ekspertiz raporunun düzenlendiği, aracın yetkili serviste onarım gördüğü sabittir. Bu durumda,
2013/8885
2013/11641
davacı sigortalının rizikonun gerçekleşme şeklini kasten ve iyiniyet kurallarına aykırı olarak bildirdiği ve kazanın poliçe tanziminden önce gerçekleştiği hususunun olayda ispat külfeti üzerinde olan davalı sigortacı tarafından kanıtlanamadığı açıktır. Davalı sigortacı iddiasını soyut ifadelerle değil, somut delillerle kanıtlamalıdır.
O halde mahkemece, araç hasarının kasko sigortası teminat kapsamında kaldığının kabulü ile sigortalı araçta oluşan gerçek zarar miktarının HUMK.nun 275 (HMK.md.266) ve devamı maddeleri uyarınca seçilecek uzman bilirkişiden alınacak ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık raporla belirlenmesinden sonra, dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 9.9.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.