YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10234
KARAR NO : 2013/12792
KARAR TARİHİ : 24.09.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili sigorta şirketi tarafından trafik (ZMMS) sigortalı olan ve davalıya ait bulunan aracın 23.11.2007 tarihinde park halinde bulunan dava dışı iki araca çarparak hasara sebebiyet verdiğini, sigortalı araç sürücüsünün olay yerinden kaçtığını ve tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin zarar görenlere 2.138,00 TL hasar tazminatı ödediğini, tazminatın rücuen tahsili için başlatılan takibe davalının itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptalini ve %40’dan az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kabulüne, itirazın iptaline, asıl alacak üzerinden %40 oranında icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1) Dava, ZMSS sözleşmesinden kaynaklanan ve itirazın iptali şeklinde sigortalı hakkında açılan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK.nun 95/2 maddesi uyarınca sigorta sözleşmesinden veya sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerinden doğan nedenlerle sigortacının tazminat yükümlülüğünün azaltılması ve kaldırılmasına ilişkin haller sigortacı tara-
2013/10234
2013/12792
fından 3.kişilere karşı ileri sürülemeyeceğinden sigortacı zarar görene ödeme yaptıktan sonra tazminatın kaldırılması ya da indirilmesini sağlayabileceği oranda kendi sigorta ettirenine rücu edebilecektir.
Sigortalı aracın ZMSS Genel Şartlarının 4/c maddesi uyarınca ehliyet belgesine sahip olmayan kişi tarafından kullanıldığı sırada kazanın meydana gelmesi halinde sigortacı 3. kişinin zararını ödedikten sonra kusuru oranında sigortalısına rücu edebileceği gibi genel şartların 4/d maddesi hükmü gereğince tazminatı gerektiren olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır. Ancak bu halde hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması alkol dışında başka hiç bir unsurun olayın meydana gelmesinden rol oynamadığının nöroloji uzmanı ve trafik konularında uzman bilirkişi kurulu raporu ile saptanması germektedir. Diğer bir anlatımla sürücünün alkollü olması ve aldığı alkolün oranı tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK.nun 1281. Maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir. Sigortacı hasarın teminat dışında kaldığını soyut iddialarla değil, somut delillerle kanıtlamak zorundadır.
Yukarıdaki açıklamalar altında somut olaya bakıldığında 23.11.2007 tarihinde saat 04.00’te düzenlenen kaza tespit tutanağında davalıya ait aracın sürücüsünün firari olduğu ve tespit edilemediği, park halindeki araçlara çarptığı belirtilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde davalı aracının sürücüsünün olayda %100 kusurlu olduğunu ve olay yerini terk ettiğini belirterek sigortalısından rücuen tazminat talebinde bulunmuştur. Oysa ZMSS’da olay yerinde bulunmamak, ağır kusur ve kasıt dışında olayda tamamen kusurlu olmak sigortacıya sigortalısına rücu hakkını vermez. Kusur ve hasar yönünden
2013/10234
2013/12792
alınan 24.07.2012 havale tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak mahkemece “kazanın meydana gelmesinde davalı aracının sürücüsünün %100 kusurlu olduğu, sürücü olay yerini terk ettiğinden trafik sigortası genel şartlarına göre sigortacı tarafından ödenen miktarın tamamından sorumlu olacağı” belirtilerek dava kabul edilmiştir. Oysa öncelikle davacı sigortacının, davalı aracının olay anındaki sürücüsünün kim olduğunu, bu sürücünün yeterli ehliyete sahip olmadığını veya sürücünün alkollü olup kazanın münhasıran (salt) alkolün etkisi altında meydana geldiğini, hasarın bu nedenlerle teminat kapsamında kalmadığını somut delillerle kanıtlaması gerekmektedir. Dosya kapsamına göre davacı …, hasarın teminat dışında kaldığını somut delillerle kanıtlayamamıştır.
Bu durumda mahkemece salt olay yerinde bulunmamak ve %100 kusurlu bulunmak (kasıt ve ağır kusur dışında) hasarın teminat dışında kalmasını ve sigortalıya rücu hakkını vermediğinden davacı tarafça ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2)Kabule göre de, davalının sorumlu tutulacağı alacak miktarı likit (belirli, muaccel) olmayıp, alacak miktarının tespiti yargılama yapılmasını gerektirdiğinden davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde verilen kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 24.9.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.