YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/11942
KARAR NO : 2012/2171
KARAR TARİHİ : 27.02.2012
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3.kişi şirket vekili ile davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (3.kişi) … kendi adına asaleten, diğer davacı 3.kişi şirket adına vekaleten açtığı istihkak davasına ilişkin dava dilekçesinde, davalı alacaklı tarafından borçlu aleyhine yürütülen takipte, …İcra Müdürlüğünün 2009/1669 Tal. sayılı dosyasından uygulanan 29.4.2009 tarihli haciz işleminde, borçlu ile ilgisi bulunmayan kendisine ve diğer davacı müvekkili şirkete ait işyerindeki menkullerin haczedildiğini ileri sürerek, istihkak davasının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; davacı 3.kişi …’ın haciz uygulanan adreste mesleğini yürüttüğü ve bu davacının davaya konu ettiği menkullerin kendisine ait olduğu gerekçesiyle, davasının kabulü ile dava konusu ettiği mahcuzlar üzerindeki haczin kaldırılmasına, davacı 3.kişi şirketin davası yönünden ise, borçlu ve 3.kişi şirketlerin aynı adreste faaliyette bulundukları, ortaklarının aynı olduğu, şirketlerin iç içe geçtiği (organik bağ) gerekçesiyle, davacı şirketin davasının reddine karar verilmiş; hüküm, davacı (3.kişi) şirket vekili ile davalı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı 3.kişi şirket vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalı (alacaklı) vekilinin davacı …’ın davası yönünden kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununun 4949 sayılı Yasanın 101. maddesiyle değişik 363. maddesi hükmüne göre; Yasa’nın yürürlüğe girdiği 30.7.2003 tarihinden sonra icra mahkemelerince verilecek kararların temyiz edilebilmesi için, temyize konu dava değerinin 2.000.000.000 TL.’yi geçmesi gerekir.
İİK’na 4949 sayılı Yasa’nın 102. maddesiyle eklenen Ek 1. madde uyarınca da; bu parasal sınır, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298. maddesi uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerlendirme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların (on milyon TL) 10,00 TL ‘yi aşmayan kısımları dikkate alınmaz.
2009 yılında bu parasal sınır 4.030,00 TL.olarak uygulanmıştır. Öte yandan 14.11.2009 gün ve 27406 sayılı Resmi Gazetede ilan edilen Maliye Bakanlığı’na ait 392 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde, 2010 yılı için belirlenen yeniden değerlendirme oranı % 2,2 olarak öngörülmüştür. Buna göre, 2010 yılında icra mahkemelerince istihkak davaları sonucunda verilecek kararların temyiz edilebilmesi için, temyize konu dava değerinin 4.110,00 TL.’sini geçmesi gerekir.
İstihkak davasında, temyize konu dava değeri, takip konusu alacak ile mahcuz malın değerinden hangisi az ise o miktara göre belirlenir. Somut olayda, davacı Mehmet yönünden dava değeri, mahcuzların değeri olan 3.000,00 TL.dir.
Bu durumda, davacı Mehmet’in davası hakkında verilen hüküm kesin nitelik taşıdığından davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir.
3-) Davalı (alacaklı) vekilinin davacı şirketin davası yönünden kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dava, 3.kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
İİK.nun 97/13. maddesinde istihkak davası üzerine takibin talikine (durdurulmasına) karar verilip de sonuçta 3.kişinin açtığı dava reddolunduğu takdirde, alacaklının alacağından bu dava nedeniyle tahsili geciken miktarın yüzde
kırkından aşağı olmamak üzere davacıdan tazminat alınmasına hükmolunacağı hükme bağlanmıştır.
Somut olayda, mahkemece takibin talikine karar verilmiş ve İİK.nun 97/3. maddesi uyarınca, alacaklının muhtemel zararına karşılık olarak belirlenen ve 36. maddede gösterilen teminat yatırılarak takip durmuş olduğundan, 3.kişinin tutumu sonucu alacağın tahsilinin geciktiği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, davanın reddi nedeniyle takip konusu alacak ile hacizli malın değerinden hangisi az ise o değer esas alınarak alacaklı yararına % 40 tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Ne var ki, bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hüküm fıkrasının aşağıda belirtildiği şekilde ve 6100 Sayılı HMK.nun geçici 3. maddesinin 2. fıkrası delaletiyle, HUMK.nun 438/7.maddesi uyarınca düzeltilmiş haliyle onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı 3.kişi şirket vekilinin bütün temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı alacaklı vekilinin davacı Mehmet Kızılkanat’ın davası yönünden kurulan hükme yönelik temyiz dilekçesinin İİK’nun 363, 365/3 Ek 1.maddeleri uyarınca REDDİNE, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin davacı şirketin davası yönünden kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının (1) nolu bendindeki “davanın reddine” ibaresinden sonra gelmek üzere, hüküm fıkrasına “Mahcuzların değeri olan 5.150,00 TL.nın % 40’ı oranındaki 2.060,00 TL. tazminatın davacı 3.kişi şirketten alınarak davalı alacaklıya verilmesine” tümcesinin eklenmesine ve hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 4,00 TL kalan onama harcının temyiz eden davacı 3.kişiden alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 27.2.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.